۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 60 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Zâriyât Suresi (60 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Zâriyât : 1

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًاۙ

Tevhid Meali:

Tozu dumana katan (rüzgârlara),

2Zâriyât : 2

فَالْحَامِلَاتِ وِقْرًاۙ

Tevhid Meali:

(Su) yükü taşıyan (bulutlara),

3Zâriyât : 3

فَالْجَارِيَاتِ يُسْرًاۙ

Tevhid Meali:

Kolaylıkla akıp giden (taşıtlara),

4Zâriyât : 4

فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْرًاۙ

Tevhid Meali:

İşleri bölüştüren (meleklere) andolsun ki

5Zâriyât : 5

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ

Tevhid Meali:

Size vadedilen, hiç kuşkusuz doğrudur.

6Zâriyât : 6

وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِعٌۜ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz ki din/hesap mutlaka gerçekleşecektir.

7Zâriyât : 7

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ

Tevhid Meali:

(Yolları, yıldızları, direksiz yükseltilmesiyle…) göz alıcı güzelliğe sahip göğe andolsun.

8Zâriyât : 8

اِنَّكُمْ لَف۪ي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍۙ

Tevhid Meali:

Siz (Kur’ân’a ve Peygamber’e karşı) tutarsız, çelişkili sözler içindesiniz.

9Zâriyât : 9

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۜ

Tevhid Meali:

Ondan (ancak imandan mahrum bırakılan kimseler) çevrilir.

10Zâriyât : 10

قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ

Tevhid Meali:

Kahrolsun varsayımcı zancılar!

11Zâriyât : 11

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ سَاهُونَۙ

Tevhid Meali:

Onlar ki cehalet ve körlük içinde, gafillerdir.

12Zâriyât : 12

يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّ۪ينِۜ

Tevhid Meali:

“Din/Kıyamet Günü ne zamandır?” diye sorarlar.

13Zâriyât : 13

يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ

Tevhid Meali:

O gün, ateşte yakılıp azap edilirler.

14Zâriyât : 14

ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْۜ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ

Tevhid Meali:

(Onlara denir ki:) “Tadın fitneniz (olan azabı). Bu, (dünyadayken ‘Nerede bu azap?’ diye) acele ettiğiniz şeydir.”

15Zâriyât : 15

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ

Tevhid Meali:

Hiç kuşkusuz muttakiler, cennetlerde ve pınarlardadır.

16Zâriyât : 16

اٰخِذ۪ينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِن۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Rabblerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alırlar. Çünkü onlar, bundan önce muhsinler/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanlar idi.

17Zâriyât : 17

كَانُوا قَل۪يلًا مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

Tevhid Meali:

Geceleri pek az uyurlardı.

18Zâriyât : 18

وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Tevhid Meali:

Seherlerde istiğfarda bulunurlardı.

19Zâriyât : 19

وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ

Tevhid Meali:

Onların mallarında dilencilerin ve mahrum kalmışların hakkı vardı.

20Zâriyât : 20

وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِن۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Yakinen iman edenler için yeryüzünde ayetler vardır.

21Zâriyât : 21

وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Kendi nefislerinizde de… Görmez misiniz?

22Zâriyât : 22

وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

Tevhid Meali:

Rızkınız ve size vadolunan (hayırlar) semadadır.

23Zâriyât : 23

فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟

Tevhid Meali:

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki hiç şüphesiz (size vadedilenler), konuştuklarınız kadar gerçektir.

24Zâriyât : 24

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ الْمُكْرَم۪ينَۢ

Tevhid Meali:

İbrâhîm’in değerli misafirlerinin haberi sana geldi mi?

25Zâriyât : 25

اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًاۜ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

Tevhid Meali:

Hani yanına girmiş, “Selam!” demişlerdi. O da, “Selam! Siz, tanınmayan bir topluluksunuz.” demişti.

26Zâriyât : 26

فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَم۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

Hemen ailesine gidip semiz bir buzağı getirmişti.

27Zâriyât : 27

فَقَرَّبَهُٓ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۘ

Tevhid Meali:

Onlara yaklaştırmış ve “Yemez misiniz?” demişti.

28Zâriyât : 28

فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خ۪يفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْۜ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ

Tevhid Meali:

(Yemediklerini görünce) içine bir korku düşmüştü. “Korkma!” demişler ve onu, bilgili bir çocukla müjdelemişlerdi.

29Zâriyât : 29

فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ

Tevhid Meali:

Hanımı (şaşkınlık) çığlığı atarak (onlara) yönelmiş ve yüzüne vurmuştu. Demişti ki: “(O) koca bir ihtiyar, (bense) kısır bir kadın. (Buna rağmen çocuk mu?!)”

30Zâriyât : 30

قَالُوا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِۜ اِنَّهُ هُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ

Tevhid Meali:

Demişlerdi ki: “Böyle işte… Rabbin böyle buyurdu. Hiç şüphesiz O, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm ve (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.”

31Zâriyât : 31

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ

Tevhid Meali:

“Ey elçiler/melekler! Sizin işiniz (göreviniz) nedir?” demişti.

32Zâriyât : 32

قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ

Tevhid Meali:

“Şüphesiz ki biz, suçlu günahkâr bir kavme gönderildik.” demişlerdi.

33Zâriyât : 33

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ ط۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

“Üzerlerine çamurdan (pişirilmiş) taşlar atalım diye.”

34Zâriyât : 34

مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِف۪ينَ

Tevhid Meali:

“Haddi aşan taşkınlar için, Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlar).”

35Zâriyât : 35

فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ ف۪يهَا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Orada bulunan mümin kimseleri çıkardık.

36Zâriyât : 36

فَمَا وَجَدْنَا ف۪يهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Orada, bir ev halkı dışında, Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kimse bulamadık.

37Zâriyât : 37

وَتَرَكْنَا ف۪يهَٓا اٰيَةً لِلَّذ۪ينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْاَل۪يمَۜ

Tevhid Meali:

Orada, can yakıcı azaptan korkanlar için (ibret olsun diye) bir ayet bıraktık.

38Zâriyât : 38

وَف۪ي مُوسٰٓى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ

Tevhid Meali:

Mûsâ’nın kıssasında da (ibret alınacak ayetler vardır). Hani onu, Firavun’a apaçık bir delille göndermiştik.

39Zâriyât : 39

فَتَوَلّٰى بِرُكْنِه۪ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ

Tevhid Meali:

Tüm gücüyle yüz çevirdi ve “Büyücü yahut deli.” dedi.

40Zâriyât : 40

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُل۪يمٌۜ

Tevhid Meali:

Onu ve ordusunu yakalayıverdik ve denize attık. O, kınanan bir kimseydi.

41Zâriyât : 41

وَف۪ي عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرّ۪يحَ الْعَق۪يمَۚ

Tevhid Meali:

Âd Kavmi’nde de (ayetler vardır). Hani onların üzerine, (her şeyi yerle bir eden) kısır bir rüzgâr gönderdik.

42Zâriyât : 42

مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّم۪يمِۜ

Tevhid Meali:

Uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, kurumuş ot gibi savuruyordu.

43Zâriyât : 43

وَف۪ي ثَمُودَ اِذْ ق۪يلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى ح۪ينٍ

Tevhid Meali:

Semûd Kavmi’nde de (ayetler vardır). Hani onlara “Belli bir süreye kadar faydalanın.” denilmişti.

44Zâriyât : 44

فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ

Tevhid Meali:

Rabblerinin emrine karşı geldiler. Onlar bakınıp dururken, yıldırım çarpıp yakalayıverdi onları.

45Zâriyât : 45

فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِر۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Ne ayağa kalkabildiler ne de (azabı engelleyecek) bir yardım bulabildiler.

46Zâriyât : 46

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِق۪ينَ۟

Tevhid Meali:

Bundan önce Nûh Kavmi’ni de (helak etmiştik). Hiç şüphesiz onlar, fasık bir kavimdiler.

47Zâriyât : 47

وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ

Tevhid Meali:

Göğü büyük bir kuvvetle bina ettik. Ve biz, onu genişleticileriz.

48Zâriyât : 48

وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ

Tevhid Meali:

Yeri de serip döşedik. Ne güzel döşeyenleriz.

49Zâriyât : 49

وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Tevhid Meali:

Her şeyden çift çift yarattık. Umulur ki öğüt alırsınız.

50Zâriyât : 50

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ

Tevhid Meali:

O hâlde (Allah’tan alıkoyan put, dünya sevgisi, aile, toplum baskısı gibi her türlü prangadan kurtulup) Allah’a kaçın. Hiç şüphesiz ki ben, size O’nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.

51Zâriyât : 51

وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

Tevhid Meali:

Allah’la beraber başka bir ilah edinmeyin. Hiç şüphesiz ben, size O’nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım.

52Zâriyât : 52

كَذٰلِكَ مَٓا اَتَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ

Tevhid Meali:

Onlardan öncekiler de, kendilerine gelen her resûle (aynı bunların yaptığı gibi), “Sihirbaz ya da delidir.” dediler.

53Zâriyât : 53

اَتَوَاصَوْا بِه۪ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

Tevhid Meali:

Acaba (resûllere karşı takındıkları düşmanca tavır ve yalanlama sözlerini) birbirlerine vasiyet mi ediyorlar? (Ki her kavim harfiyen aynı şeyleri söylüyor.) Bilakis onlar, (tağutlaşmış) azgın kimselerdir. (Onları benzer şeyler söylemeye sevk eden azgınlıklarıdır.)

54Zâriyât : 54

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَٓا اَنْتَ بِمَلُومٍۘ

Tevhid Meali:

Onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

55Zâriyât : 55

وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Hatırlat/Öğüt ver! Çünkü hatırlatma müminlere fayda verir.

56Zâriyât : 56

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

Tevhid Meali:

Ben cinler ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

57Zâriyât : 57

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ

Tevhid Meali:

Ben, onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.

58Zâriyât : 58

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz Allah, çokça rızık veren, kuvvet sahibi ve (hiçbir şeyin kendisini yıpratamayacağı, müminlere metanet veren) El-Metîn’dir.

59Zâriyât : 59

فَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

Tevhid Meali:

Gerçek şu ki zulmedenlerin (kendilerinden önceki) arkadaşları gibi günahları vardır. Acele etmesinler. (Öncekiler günahları sebebiyle azaba uğradıkları gibi bunlar da uğrayacaktır.)

60Zâriyât : 60

فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ

Tevhid Meali:

Tehdit edildikleri o günden ötürü, vay kâfirlerin hâline.

📖
Zâriyât Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama