۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 45 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Kâf Suresi (45 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Kâf : 1

قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ

Tevhid Meali:

Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun.

2Kâf : 2

بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ

Tevhid Meali:

Onlara içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar ve kâfirler, “Bu şaşılacak bir şeydir.” dediler.

3Kâf : 3

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًاۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ

Tevhid Meali:

“Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman (diriltilecek miyiz)? Bu, (gerçekleşme ihtimali çok) uzak bir dönüştür.”

4Kâf : 4

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ

Tevhid Meali:

Muhakkak ki biz, yerin onlardan ne eksilttiğini (onların toprakta nasıl çürüdüğünü) bilmişizdir. Bizim katımızda (her şeyin yazılıp) korunduğu bir Kitap vardır.

5Kâf : 5

بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ

Tevhid Meali:

(Hayır, öyle değil!) Bilakis onlar, hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Onlar karışık/çelişkili bir durumdalardır.

6Kâf : 6

اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ

Tevhid Meali:

Üstlerinde olan gökyüzüne bakmadılar mı hiç? Onu nasıl da bina edip süsledik. Onun hiçbir açığı da yoktur.

7Kâf : 7

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ

Tevhid Meali:

Yeryüzünü de yayıp genişlettik, oraya (dağlardan) sarsılmaz kazıklar çaktık ve her göz alıcı bitkiden çift çift bitirdik.

8Kâf : 8

تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ

Tevhid Meali:

(Allah’a) yönelen her kulun, (Allah’ın kudretini) görmesi ve (üzerinde tefekkür edip) öğüt alması için…

9Kâf : 9

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ

Tevhid Meali:

Gökten bereketli bir su indirdik ve onunla bahçeler ve biçilen taneler bitirdik.

10Kâf : 10

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ

Tevhid Meali:

Üst üste binmiş tomurcukları ile uzun hurma ağaçlarını da…

11Kâf : 11

رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًاۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

Tevhid Meali:

Kullara rızık olması için… Biz, o (su ile) ölmüş bir beldeye hayat verdik. İşte, (kabirlerden) çıkış da böyledir.

12Kâf : 12

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ

Tevhid Meali:

Onlardan önce Nûh Kavmi, Ress halkı ve Semûd (Kavmi) de yalanlamıştı.

13Kâf : 13

وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ

Tevhid Meali:

Âd, Firavun ve Lût’un kardeşleri de.

14Kâf : 14

وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍۜ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَع۪يدِ

Tevhid Meali:

Eyke halkı ve Tubba’ Kavmi de. Hepsi resûlleri yalanladı ve benim tehdidim (azabım) hak oldu.

15Kâf : 15

اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟

Tevhid Meali:

Biz, ilk yaratılışta güçsüz/aciz mi kaldık (ki yeniden diriltmeye gücümüz yetmesin)? İşin aslı onlar, yeni yaratılışta (yeniden dirilme konusunda) şüphe içindelerdir.

16Kâf : 16

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ

Tevhid Meali:

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliriz. Biz, ona, şah damarından daha yakınız.

17Kâf : 17

اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ

Tevhid Meali:

Onun sağında ve solunda oturmuş, kaydeden (iki melek) vardır.

18Kâf : 18

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ

Tevhid Meali:

Bir söz telaffuz ettiği ân, yanında hazır bulunan bir gözetleyici vardır.

19Kâf : 19

وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ

Tevhid Meali:

Ölüm sarhoşluğu (sekerat) hak olarak gelir. (Ve insana denir ki:) “Bu, kendisinden kaçtığın şeydir işte!”

20Kâf : 20

وَنُفِخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ

Tevhid Meali:

Sûr’a üfürülmüştür. Bu, tehditlerimin (vuku bulacağı) gündür.

21Kâf : 21

وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ

Tevhid Meali:

Her nefis, yanında (onu mahşer alanına getiren) bir sürücü (ve yaptıklarına tanıklık edecek) bir şahitle gelmiştir.

22Kâf : 22

لَقَدْ كُنْتَ ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَد۪يدٌ

Tevhid Meali:

Andolsun ki sen bundan gaflet içindeydin. Bugün (gerçeği görmeni engelleyen) perdeni kaldırdık. Artık görüşün demir (gibi keskin)dir.

23Kâf : 23

وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَت۪يدٌۜ

Tevhid Meali:

Beraberindeki (melek) der ki: “Bu, (bugüne kadar kayıt altına aldığım kötü amelleriyle) hazır işte!”

24Kâf : 24

اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ

Tevhid Meali:

“Atın cehenneme her inatçı kâfiri!”

25Kâf : 25

مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُر۪يبٍۙ

Tevhid Meali:

“Hayrı engelleyen, haddi aşan ve şüpheci kimseyi.”

26Kâf : 26

اَلَّذ۪ي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّد۪يدِ

Tevhid Meali:

“O ki Allah’la beraber başka ilah edinmiştir. Onu çetin bir azabın içine atın.”

27Kâf : 27

قَالَ قَر۪ينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ

Tevhid Meali:

Beraberindeki (saptırıcı şeytan) der ki: “Rabbimiz! Onu, ben azdırmadım. Fakat o, uzak bir sapıklık içindeydi.”

28Kâf : 28

قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَع۪يدِ

Tevhid Meali:

Buyurur ki: “Benim yanımda çekişip tartışmayın. Ben, daha önce size tehdidimi bildirmiştim.”

29Kâf : 29

مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۚ

Tevhid Meali:

“Benim yanımda söz değiştirilmez ve kullarıma zulmedici değilim.”

30Kâf : 30

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَز۪يدٍ

Tevhid Meali:

O gün cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “Yok mu daha fazlası?” der.

31Kâf : 31

وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَ غَيْرَ بَع۪يدٍ

Tevhid Meali:

Cennet, muttakilere uzak olmaksızın yakınlaştırılmıştır.

32Kâf : 32

هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَف۪يظٍۚ

Tevhid Meali:

Bu, sizden, Allah’a yönelen (ve O’nun sınırlarını) koruyan her bir kimseye vadolunandır.

33Kâf : 33

مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُن۪يبٍ

Tevhid Meali:

Gaybta (görmediği hâlde ya da kimsenin kendisini görmediği yerlerde) Rahmân’dan korkan ve (Allah’a) yönelen bir kalple gelen kimse (için hazırlanmıştır).

34Kâf : 34

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ

Tevhid Meali:

Ona selamet ve esenlikle girin. Bu, ebedîlik günüdür.

35Kâf : 35

لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ ف۪يهَا وَلَدَيْنَا مَز۪يدٌ

Tevhid Meali:

Orada her istedikleri onlarındır. Yanımızda fazlası da vardır.

36Kâf : 36

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِۜ هَلْ مِنْ مَح۪يصٍ

Tevhid Meali:

Biz, onlardan önce, kendilerinden çok daha güçlü nice kavmi helak ettik. Onlar, beldeleri (kazarak, ekerek, arayarak) delik deşik etmişlerdi. (Tüm bu imkân ve güce rağmen ölümden) kaçışları var mıydı?

37Kâf : 37

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَه۪يدٌ

Tevhid Meali:

Hiç kuşkusuz bunda, (akleden) bir kalbi (olan) ve şahit (bilinçli) olarak dinleyen için öğüt vardır.

38Kâf : 38

وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍۗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

39Kâf : 39

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ

Tevhid Meali:

Onların söylediklerine sabret. Güneş doğmadan önce ve batmadan önce Rabbini hamd ile tesbih et.

40Kâf : 40

وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ

Tevhid Meali:

Geceden (bir vakit) ve secdelerin arkasında da O’nu tesbih et.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

41Kâf : 41

وَاسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ

Tevhid Meali:

Münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver/dikkat kesil.

42Kâf : 42

يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ

Tevhid Meali:

O gün, çığlığı (Sûr’a üfürülüşü) hak olarak işitirler. Bu, (kabirlerden) çıkış günüdür.

43Kâf : 43

اِنَّا نَحْنُ نُحْي۪ وَنُم۪يتُ وَاِلَيْنَا الْمَص۪يرُۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, diriltir ve öldürürüz. Ve dönüş bizedir.

44Kâf : 44

يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًاۜ ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَس۪يرٌ

Tevhid Meali:

O gün yer, onlardan (üzerlerinden) yarılıp açılır. (Kabirlerinden) hızlıca çıkarlar. Bu, bizim için kolay bir haşrdır/toplamadır.

45Kâf : 45

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَع۪يدِ

Tevhid Meali:

Onların, (dünyada iken) neler söylediğini en iyi biz biliriz. Sen, onların üzerinde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur’ân’la öğüt ver.

📖
Kâf Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama