Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye
99 Küllî Fıkıh Kaidesi
Madde 2Usul Kaideleri
Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.
الأمور بمقاصدها
Günümüz Türkçesi: İşler, niyetlere ve maksatlara göre değerlendirilir.
Fıkhi Açıklama: Kişinin bir işteki niyetine göre şer'î hüküm değişebilir.
Örnek Olay: Yolda bulunan bir eşyayı kendi malı yapmak niyetiyle alan gasıp, sahibine ulaştırmak niyetiyle alan emanetçi hükmündedir.
Dayanak: Hadis: 'Ameller niyetlere göredir.'
Madde 3Sözleşmeler/Akitler
Akidlerde itibar lafızlara değil maksat ve manalaradır.
العبرة في العقود للمقاصد والمعاني لا للألفاظ والمباني
Günümüz Türkçesi: Sözleşmelerde asıl olan kullanılan kelimeler değil, kastedilen manadır.
Fıkhi Açıklama: Tarafların sözleşmedeki gerçek iradesi esas alınır.
Örnek Olay: Bir kimse 'Bu malı sana şu kadar paraya hibe ettim' derse, bu bir hibe değil satım akdidir.
Dayanak: Fıkhi İstinbat / İrade Beyanı
Madde 4Hak ve İspat
Şek ile yakin zail olmaz.
اليقين لا يزول بالشك
Günümüz Türkçesi: Şüphe kesin bilgiyi yok etmez.
Fıkhi Açıklama: Kesin olarak bilinen bir şeyin varlığı veya yokluğu sonradan oluşan şüphe ile ortadan kalkmaz.
Örnek Olay: Abdest aldığını kesin bilen ama bozup bozmadığında şüphe eden kişinin abdesti devam ediyor kabul edilir.
Dayanak: Hadis: 'Sizden biri namazda iken abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda şüpheye düşerse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkça mescitten çıkmasın.'
Madde 5Usul Kaideleri
Bir şeyin bulunduğu hal üzere kalması asıldır.
الأصل بقاء ما كان على ما كان
Günümüz Türkçesi: Bir şeyin geçmişte sahip olduğu durumun devam ettiği kabul edilir.
Fıkhi Açıklama: Buna 'İstishâb' denir. Aksi ispatlanana kadar mevcut durumun devam ettiği farz edilir.
Örnek Olay: Kayıp olan (mefkud) bir kişinin, ölümü ispatlanana kadar sağ kabul edilmesi.
Dayanak: Fıkhi Kural (İstishâb)
Madde 8Hak ve İspat
Beraet-i zimmet asıldır.
الأصل براءة الذمة
Günümüz Türkçesi: Herkesin borçsuz ve suçsuz kabul edilmesi esastır.
Fıkhi Açıklama: Aksi ispat edilinceye kadar hiç kimse borçlu veya suçlu sayılamaz. (Masumiyet Karinesi)
Örnek Olay: Bir kimsenin başkasından alacaklı olduğunu iddia etmesi halinde ispat yükü iddia edene aittir.
Dayanak: Hadis: 'İspat iddia edene, yemin inkar edene düşer.'
Madde 13Usul Kaideleri
Mevrid-i nass'ta içtihada mesağ yoktur.
لا مساغ للاجتهاد في مورد النص
Günümüz Türkçesi: Kur'an ve Sünnet'in açık nassı (hükmü) olan yerde içtihad yapılamaz.
Fıkhi Açıklama: Kesin nass olan bir meselede alimlerin akıl yürüterek yeni bir hüküm koyması caiz değildir.
Örnek Olay: Miras taksiminde Kur'an'da belirlenen oranlar varken, eşit paylaşım yönünde içtihad yapılamaz.
Dayanak: Kur'an ve Sünnet'in amir hükümleri
Madde 17Zarar ve Zaruret
Meşakkat teysiri celbeder.
المشقة تجلب التيسير
Günümüz Türkçesi: Zorluk kolaylığı getirir.
Fıkhi Açıklama: İbadet ve muamelelerde katlanılması çok zor olan bir durum meydana geldiğinde, şeriat kolaylaştırıcı ruhsatlar tanır.
Örnek Olay: Yolculuk veya hastalık halinde namazların kısaltılması veya cem edilmesi.
Dayanak: Ayet: 'Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez.' (Bakara, 185)
Madde 19Zarar ve Zaruret
Zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar.
الضرورات تبيح المحظورات
Günümüz Türkçesi: Zorunlu durumlar, yasak olan şeyleri geçici olarak mübah kılar.
Fıkhi Açıklama: Hayatı, aklı, dini, nesli veya malı tehdit eden kesin bir tehlike varsa haram kılınmış şeyler zaruret miktarınca işlenebilir.
Örnek Olay: Açlıktan ölme tehlikesi geçiren birinin ölmeyecek kadar domuz eti yemesi.
Dayanak: Ayet: 'Kim darda kalırsa, sınırı aşmadan ve aşırıya kaçmadan yiyebilir...' (Bakara, 173)
Madde 26Zarar ve Zaruret
Zarar izale olunur.
الضرر يزال
Günümüz Türkçesi: Zarar ortadan kaldırılır.
Fıkhi Açıklama: Şeriatta zarar vermek de, zarara zararla karşılık vermek de yasaktır. Zararın mutlaka giderilmesi gerekir.
Örnek Olay: Başkasına ait bir mala zarar verenin bunu tazmin etmesi (ödemesi) gerekir.
Dayanak: Hadis: 'İslam'da zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek (mukabele bil-misl) yoktur.'
Madde 30Usul Kaideleri
Def'-i mefasid celb-i menafiden evladır.
درء المفاسد أولى من جلب المصالح
Günümüz Türkçesi: Kötülüğü önlemek, fayda sağlamaktan daha önceliklidir.
Fıkhi Açıklama: Bir işte hem fayda hem de zarar ihtimali varsa, zararı engellemek fayda elde etmeye tercih edilir.
Örnek Olay: Alkolün ticaretinden elde edilecek maddi kazanç yerine, topluma vereceği zarar gözetilerek yasaklanması.
Dayanak: Ayet: 'Sana şarap ve kumarı soruyorlar. De ki: İkisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür.' (Bakara, 219)