بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ
Tecvîd ve Kur'ân Kıraat İlmi Külliyatı
وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
“Kur'ân'ı tertîl üzere (harf mahreçlerine riâyet ederek, tecvid kaideleriyle tane tane) oku.” (Müzzemmil, 4). Mütevâtir kırâat kuralları, harf sıfatları, anatomik mahreç atlası ve interaktif tecvid tespit motoru.
İzhâr (Halkî)
Nûn-ı sâkin (نْ) veya tenvinden (ـً ـٍ ـٌ) sonra boğaz harflerinden (ء هـ ع ح غ خ) biri geldiğinde nûn sesinin genizden tutulmadan, net ve açıkça okunmasıdır.
مِنْ خَوْفٍ
İdğâm-ı Mea'l-Gunne
Nûn-ı sâkin veya tenvinden sonra 'Yemnû' (ي م ن و) harflerinden biri ayrı bir kelimede gelirse, nûn sesinin o harfe katılarak geniz sesiyle (gunne) okunmasıdır.
مَنْ يَقُولُ — هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ
İdğâm-ı Bilâ-Gunne
Nûn-ı sâkin veya tenvinden sonra Lâm (ل) veya Râ (ر) harfleri gelirse, nûn sesinin tamamen kaybolarak bu harflere gunnesiz katılmasıdır.
مِنْ رَبِّهِمْ — مِنْ لَدُنْهُ
İklâb
Nûn-ı sâkin veya tenvinden sonra Bâ (ب) harfi geldiğinde, nûn sesinin hâlis bir Mîm (م) sesine çevrilip gunne ile okunmasıdır.
مِنْ بَعْدِ — أَنْبِئْهُمْ
İhfâ (Hakîkî)
Nûn-ı sâkin veya tenvinden sonra 15 ihfâ harfinden biri geldiğinde; nûn sesinin izhâr ile idğam arasında, şeddesiz ve gunneli olarak gizlenmesidir.
مِنْ قَبْلُ — كُنْتُمْ — أَنْزَلْنَا
İhfâ-i Şefevî (Dudak İhfâsı)
Sâkin Mîm'den (مْ) sonra Bâ (ب) harfi geldiğinde, mîm sesinin dudaklar hafif kapalıyken genizden gunne ile gizlenerek okunmasıdır.
تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ — يَعْتَصِمْ بِاللَّهِ
İdğâm-ı Misleyn Mea'l-Gunne (Mîm İdğamı)
Sâkin Mîm'den sonra harekeli Mîm geldiğinde iki mîmin birbirine katılarak şeddeli mîm gibi gunneli okunmasıdır.
لَهُمْ مَا يَشَاؤُونَ — كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
İzhâr-ı Şefevî (Dudak İzhârı)
Sâkin Mîm'den sonra Mîm ve Bâ harfleri dışındaki 26 harften biri geldiğinde mîm sesinin açıkça, gunnesiz okunmasıdır.
أَلَمْ تَرَ — عَلَيْهِمْ وَلَا — أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ
Medd-i Tabîî (Aslî Med)
Harf-i medden (Elif, Vâv, Yâ) biri bulunup, sebeb-i med (hemze veya sükûn) bulunmadığında harfin bir elif miktarı uzatılmasıdır.
قَالَ — يَقُولُ — قِيلَ — نُوحِيهَا
Medd-i Muttasıl (Bitişik Med)
Harf-i medden sonra sebeb-i med olan Hemze (ء) aynı kelimede bitişik olarak gelirse Medd-i Muttasıl olur.
جَاءَ — السَّمَاءِ — سُوءَ — جِيءَ
Medd-i Munfasıl (Ayrık Med)
Harf-i med bir kelimenin sonunda, sebeb-i med olan Hemze ise sonraki kelimenin başında gelirse Medd-i Munfasıl olur.
يَا أَيُّهَا — قُولُوا آمَنَّا — فِي أَنْفُسِكُمْ
Medd-i Lâzım (Zorunlu Med)
Harf-i medden sonra sebebi med olarak sükûn-ı lâzım (hem durulduğunda hem geçildiğinde varlığını koruyan cezim veya şedde) gelirse olur. 4 kısma ayrılır: Kelime-i Müsekkale/Muhaffefe ve Harf-i Müsekkale/Muhaffefe.
وَلَا الضَّالِّينَ — الْحَاقَّةُ — الـمٓ — آلْآنَ
Medd-i Ârız (Durak Meddi)
Harf-i medden sonra sebebi med olarak sükûn-ı ârız (kelimenin aslında olmayıp sadece durulduğunda ortaya çıkan geçici cezim) bulunursa Medd-i Ârız olur.
الْعَالَمِينَ — الرَّحِيمِ — نَسْتَعِينُ
Medd-i Lîn
Harf-i lînden (üstünlü harften sonra gelen sâkin Vâv ve Yâ: ـَ وْ / ـَ يْ) sonra sükûn (özellikle sükûn-ı ârız) gelirse Medd-i Lîn olur.
الْبَيْتِ — خَوْفٍ — قُرَيْشٍ
Kalkale (Vurma ve Çınlatma)
'Kutbu Cedin' (ق ط ب ج د) harfleri sâkin (cezimli veya durak sükûnu ile) geldiklerinde mahreçlerine kuvvetle vurulup sesin çınlatılarak serbest bırakılmasıdır.
الْفَلَقِ — وَتَبَّ — أَحَدٌ — مَرِيجٍ — حَبْلٌ
İsti'lâ Harfleri (Kalın Okunanlar)
Telaffuz edilirken dil kökünün üst damağa yükselmesi sebebiyle daima kalın ve dolgun okunan 7 harftir. 'Hussa daktin kîz' (خ ص ض غ ط ق ظ).
خَالِدِينَ — الصَّابِرِينَ — الضَّالِّينَ
Râ Harfinin Kalın Okunması (Tefhîm-i Râ)
Râ harfinin üstün veya ötreli olduğu; sâkin olup öncesi üstün/ötre olduğu; arızî esreden sonra geldiği hallerde kalın okunmasıdır.
رَبَّنَا — رُزِقْنَا — وَانْحَرْ — أَمِ ارْتَابُوا
Râ Harfinin İnce Okunması (Terkīk-i Râ)
Râ harfinin esreli olduğu; sâkin olup öncesindeki harfin aslî esre olduğu ve ardından isti'lâ harfi gelmediği durumlarda ince okunmasıdır.
رِجَالٌ — فِرْعَوْنَ — نَاصِرٍ — خَيْرٌ (Durakta)
Lâfzatullâh'ın Kalın Okunması
Allah (اللَّه) ve Allâhümme lafzındaki Lâm harfinden önceki harfin harekesi üstün (fetha) veya ötre (damma) ise Lâm kalın okunur.
هُوَ اللَّهُ — نَصْرُ اللَّهِ — قَالَ اللَّهُمَّ
Lâfzatullâh'ın İnce Okunması
Allah lafzındaki Lâm harfinden önceki harfin harekesi esre (kesra) veya tenvin esresi ise Lâm ince okunur.
بِسْمِ اللَّهِ — فِي دِينِ اللَّهِ — قُلِ اللَّهُمَّ
İdğâm-ı Misleyn (Aynı İki Harf)
Mahreci ve sıfatı tamamen aynı olan iki harften birincisi sâkin, ikincisi harekeli olarak yan yana geldiğinde birincinin ikinciye katılarak şeddeli okunmasıdır.
رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ — اضْرِبْ بِعَصَاكَ — يُدْرِكْكُمُ
İdğâm-ı Mütecâniseyn (Mahreçdaş Harfler)
Mahreçleri (çıkış yerleri) bir, sıfatları farklı olan harflerden birincisi sâkin, ikincisi harekeli geldiğinde birincinin ikinciye katılıp şeddeli okunmasıdır. 3 gruptur: 1) ط - د - ت 2) ظ - ذ - ث 3) ب - م
ارْكَبْ مَعَنَا (İrkem-meana) — أَثْقَلَتْ دَعَوَا — يَلْهَثْ ذَٰلِكَ
İdğâm-ı Mütekâribeyn (Yakın Harfler)
Mahreçleri veya sıfatları birbirine yakın olan iki harften birincisi sâkin, ikincisi harekeli geldiğinde birbirine katılmasıdır. İki yerde geçer: 1) Lâm ve Râ (قُلْ رَبِّ -> Kur-Rabbi) 2) Kāf ve Kef (أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ -> Elem nahlük-küm).
قُلْ رَبِّ — بَلْ رَفَعَهُ — أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ
İdğâm-ı Şemsiyye
Harf-i tarif olan Elif-Lâm (ال)'dan sonra 14 şemsî harften biri gelirse Lâm harfinin okunmayıp sonraki harfe idğam edilmesidir.
وَالشَّمْسِ — الرَّحْمَٰنُ — النَّاسِ
İzhâr-ı Kameriyye
Elif-Lâm takısından sonra 14 kamerî harften biri gelirse Lâm harfinin net ve açık olarak okunmasıdır. Harfleri: 'Ebgı hacceke ve haf akîmeh' (ابغ حجك وخف عقيمه).
الْقَمَرُ — الْحَمْدُ — الْعَالَمِينَ — الْبَيْتُ
Dört Sekte-i Şerîfe
Âsım kıraati Hafs rivayetinde Kur'an-ı Kerim'de nefes almaksızın sesi yaklaşık 1 elif miktarı (2 hareke) kesip ardından kıraate devam edilen 4 mukaddes duraktır.
عِوَجًا ۜ قَيِّمًا — مَرْقَدِنَا ۜ هَٰذَا — وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ — كَلَّا بَلْ ۜ رَانَ
İmâle (Hûd Suresi, 41)
Hafs rivayetinde sadece Hûd Suresi 41. ayetteki 'مَجْرَاهَا' lafzında üstün ile esre, elif ile yâ arasında bir sesle (Türkçedeki açık 'e' sesi gibi) okunmasıdır.
بِسْمِ اللَّهِ مَجْر۪يهَا
Teshîl (Fussilet Suresi, 44)
Fussilet 44'te peş peşe gelen iki hemzeden ikincisinin hemze ile elif arasında yumuşatılarak kolaylaştırılmasıdır.
ءَا۬عْجَمِيٌّ
İşmâm ve Ravm (Yûsuf Suresi, 11)
Yûsuf 11'deki 'لَا تَأْمَنَّا' kelimesinde aslında ötreli olan nûn harfinin idğamı esnasında dudakların ötreye işaret edecek şekilde öne toplanmasıdır.
لَا تَأْمَ۫نَّا
Vakf-ı Lâzım (م)
Durulması zorunlu ve kesin olan vakıftır. Geçilmesi durumunda mana bozulur veya küfre varabilecek yanlış anlamlar doğar.
يَسْمَعُونَ ۘ (Vakf-ı Lâzım)
Vakf-ı Mutlak (ط)
Konunun veya cümlenin manaca tamamlandığını gösterir. Durmak evlâ (daha faziletli), geçmek caizdir.
Vakf-ı Câiz (ج)
Durmanın da geçmenin de tamamen caiz ve eşit olduğu duraktır. Her iki halde de mana bozulmaz.
Vakf-ı Lâ (لا - Durma!)
Durulmaması gereken, cümlenin anlamının henüz tamamlanmadığı yerdir. Ayet sonu değilse durulmaz; nefes yetmeyip durulursa 1-2 kelime geriden alınarak devam edilir.
Mu'ânaka / Mürâkabe (üç noktalı durak: ۛ ۛ)
Birbirine yakın iki yerde üçer nokta (ۛ) halinde bulunur. Bu iki duraktan sadece birinde durulabilir; birincisinde durulursa ikincisinde geçilir, birincisinde geçilirse ikincisinde durulur. İkisinde birden durulmaz veya ikisi birden geçilmez.
لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ