۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 181 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Sâffât Suresi (181 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Sâffât : 1

وَالصَّٓافَّاتِ صَفًّاۙ

Tevhid Meali:

Saf saf dizilenlere,

2Sâffât : 2

فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًاۙ

Tevhid Meali:

Gürültüyle sürükleyenlere,

3Sâffât : 3

فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ

Tevhid Meali:

Zikri okuyanlara andolsun ki

4Sâffât : 4

اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ

Tevhid Meali:

Sizin ilahınız tek bir (ilahtır).

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

5Sâffât : 5

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ

Tevhid Meali:

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da Rabbidir.

6Sâffât : 6

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, dünya semasını yıldızlarla süsledik.

7Sâffât : 7

وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ

Tevhid Meali:

Ve onu inatçı her şeytandan (yıldızlarla) koruduk.

8Sâffât : 8

لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ

Tevhid Meali:

Mele-i A’lâ’yı dinleyemezler. (Dinlemeye kalkınca) her yandan (taşlanıp) atılırlar.

9Sâffât : 9

دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ

Tevhid Meali:

Defedilirler. Onlara sürekli olan bir azap vardır.

10Sâffât : 10

اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

Tevhid Meali:

Ancak (kulak verip) hızlıca söz kaçıran olursa onun peşine delip geçen alev topu takılır.

11Sâffât : 11

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ

Tevhid Meali:

Sor (bakalım) onlara! Onların yaratılışı mı daha zorlu, yoksa (yer, gök, dağ gibi) diğer yarattıklarımız mı? Şüphesiz ki biz, onları yapış yapış bir çamurdan yarattık.

12Sâffât : 12

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ

Tevhid Meali:

Sen (onların Kur’ân’a ve ahirete inanmayışlarına) şaşırdın. Onlarsa alay ederler.

13Sâffât : 13

وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ

Tevhid Meali:

Öğüt verildiğinde öğüt almazlar.

14Sâffât : 14

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ

Tevhid Meali:

Bir ayet gördüklerinde alay konusu edinirler.

15Sâffât : 15

وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ

Tevhid Meali:

Ve derler ki: “Bu, apaçık bir sihirden başkası değildir.”

16Sâffât : 16

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

Tevhid Meali:

“Biz, ölüp toprak ve kemik olduğumuzda diriltilecek miymişiz?”

17Sâffât : 17

اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ

Tevhid Meali:

“Önceki atalarımız da mı?”

18Sâffât : 18

قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ

Tevhid Meali:

De ki: “Evet, sizler boyun eğip, alçalmış olarak (diriltileceksiniz).”

19Sâffât : 19

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ

Tevhid Meali:

O yalnızca tek bir çığlıktır. (Bir de bakarsın ki) bakınıyorlar.

20Sâffât : 20

وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ

Tevhid Meali:

Derler ki: “Yazıklar olsun bize! Bu, Din Günü’dür.”

21Sâffât : 21

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟

Tevhid Meali:

Bu, sizin yalanladığınız (her şeyi birbirinden ayıracak olan) “Fasl” Günü’dür.

22Sâffât : 22

اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ ۝ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ

Tevhid Meali:

Zulmedenleri, (onlarla aynı amelleri yapan) eşlerini ve Allah’ın dışında ibadet ettiklerini toplayın bir araya! Onları cehennemin yoluna sürün.

24Sâffât : 24

وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ

Tevhid Meali:

Onları durdurun, çünkü onlar sorgulanacaklardır.

25Sâffât : 25

مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

Tevhid Meali:

Ne oldu size? Neden birbirinize yardım etmiyorsunuz?

26Sâffât : 26

بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

Tevhid Meali:

(Hayır!) Bilakis onlar, bugün teslim olmuşlardır.

27Sâffât : 27

وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ

Tevhid Meali:

Birbirlerine yönelmiş vaziyette karşılıklı soruşurlar.

28Sâffât : 28

قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ

Tevhid Meali:

(Saptırıcı liderlere derler ki:) “Şüphesiz ki sizler, bize sağdan gelip yanaşıyordunuz.”

29Sâffât : 29

قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ

Tevhid Meali:

(Liderler) dediler ki: “(Hayır, öyle değil!) Bilakis, siz iman etmiş değildiniz.”

30Sâffât : 30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْمًا طَاغ۪ينَ

Tevhid Meali:

“Bizim sizler üzerinde hiçbir otoritemiz yoktu. (Sizi bir şeye zorlamadık.) Bilakis siz, azgın bir topluluktunuz.”

31Sâffât : 31

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ

Tevhid Meali:

“Rabbimizin (azap) sözü/hükmü üzerimize hak oldu. Şüphesiz ki biz, (azabı) tadanlarız.”

32Sâffât : 32

فَاَغْوَيْنَاكُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ

Tevhid Meali:

“Sizleri azdırıp (bu hâle düşürdük). Çünkü bizler de azgın kimselerdik.”

33Sâffât : 33

فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

Tevhid Meali:

Onlar, o gün azapta ortaklardır.

34Sâffât : 34

اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ

Tevhid Meali:

Biz, suçlu günahkârlara böyle yaparız işte.

35Sâffât : 35

اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ

Tevhid Meali:

Onlara, “Lailaheillallah” denildiği zaman büyüklenirlerdi.

36Sâffât : 36

وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ

Tevhid Meali:

Ve derlerdi ki: “Biz, ilahlarımızı deli bir şair için mi bırakacağız?”

37Sâffât : 37

بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ

Tevhid Meali:

(Hayır! O şair veya deli değil!) Bilakis, hakla gelmiş ve (kendinden önce) gönderilmiş resûlleri doğrulamıştır.

38Sâffât : 38

اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki sizler, can yakıcı azabı tadacaksınız.

39Sâffât : 39

وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ

Tevhid Meali:

Yaptıklarınız dışında bir karşılık görmeyeceksiniz.

40Sâffât : 40

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Tevhid Meali:

Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlas sahibi kulları müstesna.

41Sâffât : 41

اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ

Tevhid Meali:

Bunlar için bilinen bir rızık vardır.

42Sâffât : 42

فَوَاكِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ

Tevhid Meali:

Meyveler… Onlar ikram olunanlardır.

43Sâffât : 43

ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ

Tevhid Meali:

Naîm Cennetleri’ndelerdir.

44Sâffât : 44

عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ

Tevhid Meali:

Karşılıklı tahtlar üzerinde (kurulmuşlardır).

45Sâffât : 45

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

Kaynakta doldurulmuş kadehlerle etraflarında dolanılır.

46Sâffât : 46

بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ

Tevhid Meali:

(Kadehlerin içinde) içenlere lezzet veren beyaz bir içecek vardır.

47Sâffât : 47

لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ

Tevhid Meali:

Ondan dolayı ne bir baş ağrısı (çekerler), ne de sarhoş olurlar.

48Sâffât : 48

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

Yanlarında, bakışları sadece kocaları üzerinde olan iri gözlü eşler vardır.

49Sâffât : 49

كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ

Tevhid Meali:

Sanki onlar, saklı birer inci gibilerdir.

50Sâffât : 50

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ

Tevhid Meali:

Birbirlerine yönelip karşılıklı sorarlar,

51Sâffât : 51

قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

İçlerinden bir sözcü der ki: “Benim bir dostum vardı.”

52Sâffât : 52

يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ

Tevhid Meali:

Derdi ki: “Sen, (ahiret hayatını) tasdik edenlerden misin?”

53Sâffât : 53

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ

Tevhid Meali:

“Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuzda, yaptıklarımızın karşılığını mı alacağız?”

54Sâffât : 54

قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ

Tevhid Meali:

“Siz de görmek ister misiniz (onun ne durumda olduğunu)?”

55Sâffât : 55

فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ

Tevhid Meali:

Baktı ve onu dehşetli ateşin orta yerinde gördü.

56Sâffât : 56

قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki neredeyse beni de (içinde bulunduğun yere) düşürecektin.”

57Sâffât : 57

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ

Tevhid Meali:

“Rabbimin (üzerimdeki) nimeti olmamış olsaydı, ben de hazır edilenlerden olurdum.”

58Sâffât : 58

اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ

Tevhid Meali:

“Demek biz ölmeyecekmişiz, öyle mi?”

59Sâffât : 59

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ

Tevhid Meali:

“Yalnızca bir defa ölecekmişiz ve biz azaba da uğramayacakmışız, öyle mi?”

60Sâffât : 60

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki bu, (evet, bu) büyük bir kazanç ve kurtuluştur.

61Sâffât : 61

لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ

Tevhid Meali:

İşte çalışacak olanlar, böylesi için çalışsınlar.

62Sâffât : 62

اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ

Tevhid Meali:

(Şimdi söyleyin) böyle bir ağırlama mı daha hayırlı, yoksa Zakkûm ağacı mı?

63Sâffât : 63

اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ

Tevhid Meali:

Biz onu, zalimler için fitne kılmışızdır.

64Sâffât : 64

اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki o, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

65Sâffât : 65

طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ

Tevhid Meali:

Onun meyveleri şeytanların başları gibidir.

66Sâffât : 66

فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki onlar, ondan yiyecek ve karınlarını dolduracaklardır.

67Sâffât : 67

ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَم۪يمٍۚ

Tevhid Meali:

(Zakkûm yedikten) sonra, üzerine içecekleri kaynar bir karışım vardır.

68Sâffât : 68

ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ

Tevhid Meali:

Sonra onların döneceği yer elbette, cehennem ateşi olacaktır.

69Sâffât : 69

اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Gerçek şu ki onlar babalarını sapıklar olarak buldular.

70Sâffât : 70

فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ

Tevhid Meali:

Kendileri de, onların izleri peşinde koşuşturmaktalardır.

71Sâffât : 71

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Andolsun ki onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

72Sâffât : 72

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, onların arasına uyarıcılar göndermiştik.

73Sâffât : 73

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Uyarılanların akıbetinin nasıl olduğuna bir bak!

74Sâffât : 74

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟

Tevhid Meali:

Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlaslı kulları müstesna.

75Sâffât : 75

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ

Tevhid Meali:

Andolsun ki Nûh, bize seslenmişti. (Biz) ne güzel cevap vermiştik.

76Sâffât : 76

وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ

Tevhid Meali:

Onu ve ailesini büyük bir dertten/sıkıntıdan kurtarmıştık.

77Sâffât : 77

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ

Tevhid Meali:

Onun soyunu bakî kalanlar kılmıştık.

78Sâffât : 78

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ

Tevhid Meali:

Sonradan gelecekler arasında (hayırla yâd edilmesi için ona güzel bir nam) bırakmıştık.

79Sâffât : 79

سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ

Tevhid Meali:

Âlemler içinde Nûh’a selam olsun.

80Sâffât : 80

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.

81Sâffât : 81

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki o, bizim mümin kullarımızdandı.

82Sâffât : 82

ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ

Tevhid Meali:

Sonra diğerlerini (tufanda) boğduk.

83Sâffât : 83

وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki İbrâhîm de onun taraftarlarındandı.

84Sâffât : 84

اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ

Tevhid Meali:

Hani Rabbine selim bir kalple gelmişti.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

85Sâffât : 85

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ

Tevhid Meali:

Hani babasına ve kavmine, “Siz neye ibadet ediyorsunuz?” demişti.

86Sâffât : 86

اَئِفْكًا اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ

Tevhid Meali:

“Birtakım yalanlar uydurarak Allah’tan başka ilahlar mı ediniyorsunuz?”

87Sâffât : 87

فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Tevhid Meali:

“Âlemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir? (Bu yaptığınızı cezasız bırakacağını mı düşünüyorsunuz?)”

88Sâffât : 88

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ

Tevhid Meali:

Yıldızlara bir bakış attı.

89Sâffât : 89

فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ

Tevhid Meali:

“Ben hastayım.” dedi.

90Sâffât : 90

فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Ondan yüz çevirip arkalarını dönüp gittiler.

91Sâffât : 91

فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ

Tevhid Meali:

(Kimseler kalmayınca) onların ilahlarına yöneldi ve “(Şu yemeklerden) yemez misiniz?” dedi.

92Sâffât : 92

مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ

Tevhid Meali:

“Ne oluyor size? Konuşmuyorsunuz.”

93Sâffât : 93

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَم۪ينِ

Tevhid Meali:

(Derken) onlara yöneldi ve sağ eli ile bir darbe indirdi.

94Sâffât : 94

فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ

Tevhid Meali:

(İnsanlar) acele ile ona yöneldiler.

95Sâffât : 95

قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?”

96Sâffât : 96

وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

Tevhid Meali:

“Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.”

97Sâffât : 97

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ

Tevhid Meali:

Dediler ki: “Onun için yüksek bir yapı inşa edin. Sonra onu ateşin içine atın.”

98Sâffât : 98

فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ

Tevhid Meali:

Ona tuzak kurmak istediler. Biz onları alçaltılmışlar kıldık.

99Sâffât : 99

وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Ben Rabbime gideceğim. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir.”

100Sâffât : 100

رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Tevhid Meali:

“Rabbim, bana salihlerden (bir evlat) ver.”

101Sâffât : 101

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ

Tevhid Meali:

Biz onu, halim (yumuşak huylu) bir çocukla müjdeledik.

102Sâffât : 102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Çocuk onunla beraber iş yapıp koşuşturma çağına erişince, dedi ki: “Oğulcuğum! Rüyamda seni kestiğimi görüyorum. Sen ne düşünürsün (bu konuda)?” (İsmâîl) dedi ki: “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

103Sâffât : 103

فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ

Tevhid Meali:

İkisi de (Allah’ın emrine) teslim olup (İsmâîl’i) alnı üzere yere yatırınca,

104Sâffât : 104

وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ

Tevhid Meali:

Ona: “Ey İbrâhîm!” diye seslendik.

105Sâffât : 105

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Tevhid Meali:

“(Bu davranışınla) rüyayı tasdik etmiş oldun. Şüphesiz ki biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.”

106Sâffât : 106

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُب۪ينُ

Tevhid Meali:

Şüphesiz bu, apaçık bir imtihandı.

107Sâffât : 107

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ

Tevhid Meali:

Biz (İsmâîl’in yerine), büyük bir kurbanlığı fidye olarak verdik.

108Sâffât : 108

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Sonradan gelecekler arasında (hayırla yâd edilmesi için ona güzel bir nam) bıraktık.

109Sâffât : 109

سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ

Tevhid Meali:

Selam olsun İbrâhîm’e.

110Sâffât : 110

كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız işte.

111Sâffât : 111

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki o, iman eden kullarımızdandı.

112Sâffât : 112

وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Tevhid Meali:

Ona, salihlerden bir nebi olarak İshâk’ı müjdeledik.

113Sâffât : 113

وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟

Tevhid Meali:

Onun ve İshâk’ın üzerine bereket kıldık. İkisinin soyundan muhsin olan/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışan da vardır. Apaçık bir şekilde nefsine zulmeden de.

114Sâffât : 114

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ

Tevhid Meali:

Andolsun ki Mûsâ ve Hârûn’a da iyilikte bulunmuştuk.

115Sâffât : 115

وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ

Tevhid Meali:

O ikisini ve kavimlerini büyük dertten/sıkıntıdan kurtarmıştık.

116Sâffât : 116

وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Onlara yardım etmiştik. (Böylece) onlar galip olmuşlardı.

117Sâffât : 117

وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ

Tevhid Meali:

İkisine apaçık olan bir Kitap verdik.

118Sâffât : 118

وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ

Tevhid Meali:

İkisini dosdoğru yola hidayet ettik.

119Sâffât : 119

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Sonra gelecekler arasında (hayırla yâd edilmeleri için o ikisine güzel bir nam) bıraktık.

120Sâffât : 120

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

Tevhid Meali:

Selam olsun Mûsâ ve Hârûn’a.

121Sâffât : 121

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.

122Sâffât : 122

اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

Tevhid Meali:

O ikisi, bizim mümin kullarımızdandı.

123Sâffât : 123

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki İlyâs, gönderilmiş resûllerdendir.

124Sâffât : 124

اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ

Tevhid Meali:

Hani kavmine, “(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti.

125Sâffât : 125

اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ

Tevhid Meali:

“Siz Ba’l (putuna) dua edip, yaratanların en güzeli olan (Allah’ı) terk mi ediyorsunuz?”

126Sâffât : 126

اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ

Tevhid Meali:

“Sizin Rabbiniz ve evvelki atalarınızın Rabbi olan Allah’ı?!”

127Sâffât : 127

فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

Tevhid Meali:

Onu yalanladılar. Şüphesiz ki onlar, (azap için) hazır edilecek olanlardır.

128Sâffât : 128

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Tevhid Meali:

Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlaslı kulları müstesna.

129Sâffât : 129

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Sonradan gelecekler arasında (onun hayırla yâd edilmesi için, güzel bir nam) bıraktık.

130Sâffât : 130

سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ

Tevhid Meali:

Selam olsun İlyâs’a.

131Sâffât : 131

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ

Tevhid Meali:

İşte biz, muhsinleri/kulluğunu en güzel şekilde yapmaya çalışanları böyle mükâfatlandırırız.

132Sâffât : 132

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki o, bizim mümin kullarımızdandı.

133Sâffât : 133

وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Muhakkak ki Lût da gönderilmiş resûllerdendir.

134Sâffât : 134

اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Hani onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.

135Sâffât : 135

اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı kadın hariç.

136Sâffât : 136

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ

Tevhid Meali:

Sonra diğerlerini yerle bir etmiştik.

137Sâffât : 137

وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Siz sabah vakti onlara uğrayıp geçmektesiniz.

138Sâffât : 138

وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟

Tevhid Meali:

Gece vakti de… Akletmez misiniz?

139Sâffât : 139

وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Muhakkak ki Yûnus da gönderilmiş resûllerdendir.

140Sâffât : 140

اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ

Tevhid Meali:

Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.

141Sâffât : 141

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Kura çekimine katılmıştı ve kaybedenlerden olmuştu.

142Sâffât : 142

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ

Tevhid Meali:

Kendini kınayan (bir ruh hâlindeyken), balık onu yutuvermişti.

143Sâffât : 143

فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Şayet o, tesbih edenlerden olmasaydı

144Sâffât : 144

لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Tevhid Meali:

Diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

145Sâffât : 145

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ

Tevhid Meali:

O, hasta bir hâldeyken onu boşluğa/sahile attık.

146Sâffât : 146

وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ

Tevhid Meali:

Onun üzerine (yaprakları geniş olan, gölgelikli, korunaklı) “yaktin” ağacı bitirdik.

147Sâffât : 147

وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ

Tevhid Meali:

Onu, yüz bin veya daha fazla olan bir topluluğa gönderdik.

148Sâffât : 148

فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ

Tevhid Meali:

İman ettiler. Biz de belirli bir süreye kadar onları faydalandırdık.

149Sâffât : 149

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ

Tevhid Meali:

Sor şimdi onlara, Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları onların mıdır?

150Sâffât : 150

اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ

Tevhid Meali:

Yoksa biz, melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar buna şahitlik mi etmişler?

151Sâffât : 151

اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ

Tevhid Meali:

Dikkat edin! Onlar uydurdukları iftira sebebiyle derler ki:

152Sâffât : 152

وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

Tevhid Meali:

“Allah doğurdu.” Hiç şüphesiz onlar, yalancılardır.

153Sâffât : 153

اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Allah, kız çocuklarını erkek çocuklara tercih edip (üstün mü kılmıştır?)

154Sâffât : 154

مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

Tevhid Meali:

Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?

155Sâffât : 155

اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ

Tevhid Meali:

Öğüt almaz mısınız?

156Sâffât : 156

اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

Yoksa (bu söylediklerinizin doğruluğuna dair) apaçık bir deliliniz mi var?

157Sâffât : 157

فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Tevhid Meali:

Şayet doğru söylüyorsanız kitabınızı getirin (bakalım)!

158Sâffât : 158

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَبًاۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ

Tevhid Meali:

O’nunla cinler arasında nesep bağı kurdular. Andolsun ki cinler, (hesap için) hazır edileceklerini bildiler.

159Sâffât : 159

سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ

Tevhid Meali:

Allah, onların yakıştırdığı sıfatlardan münezzehtir.

160Sâffât : 160

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Tevhid Meali:

Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlaslı kulları müstesna. (Onlar, Allah’a böyle sıfatlar yakıştırmaz; O’nu tüm eksikliklerden tenzih ederler.)

161Sâffât : 161

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki siz ve ibadet ettikleriniz…

162Sâffât : 162

مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Siz, kimseyi (dininiz üzere) fitneye düşüremezsiniz.

163Sâffât : 163

اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ

Tevhid Meali:

Ateşe girecek olanlar müstesna. (Ancak böylesini dininde fitneye düşürürsünüz.)

164Sâffât : 164

وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ

Tevhid Meali:

(Melekler der ki:) “Bizim her birimizin mutlaka bilinen bir makamı vardır.”

165Sâffât : 165

وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ

Tevhid Meali:

“Şüphesiz ki bizler, saf tutanlarız.”

166Sâffât : 166

وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ

Tevhid Meali:

“Ve yine, hiç şüphesiz ki bizler, tesbih edenleriz.”

167Sâffât : 167

وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ

Tevhid Meali:

(Müşrikler) şöyle diyorlardı:

168Sâffât : 168

لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

“Şayet evvelkilerin Kitaplarından bizim yanımızda olsaydı”

169Sâffât : 169

لَكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ

Tevhid Meali:

“Hiç şüphesiz, Allah’ın muhlas/arındırılmış/ihlaslı kullarından olurduk.”

170Sâffât : 170

فَكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Tevhid Meali:

(Onlara Kitap gelince de) inkâr ettiler. Pek yakında bilecekler/anlayacaklar.

171Sâffât : 171

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Andolsun ki resûllerimiz için (şu) sözümüz geçmiştir:

172Sâffât : 172

اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki onlar, (evet, kesinlikle onlar) yardım olunacaklardır.

173Sâffât : 173

وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ

Tevhid Meali:

Ve bizim askerlerimiz mutlaka galip olacaklardır.

174Sâffât : 174

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

Artık bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

175Sâffât : 175

وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Onları izle. Yakında (onlar da) göreceklerdir.

176Sâffât : 176

اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

Tevhid Meali:

Azabımızın (gelmesi için) acele mi ediyorlar?

177Sâffât : 177

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ

Tevhid Meali:

(Azap) onların yaşam alanlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olur.

178Sâffât : 178

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

179Sâffât : 179

وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Onları izle! Yakında (onlar da) göreceklerdir.

180Sâffât : 180

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ

Tevhid Meali:

İzzet sahibi olan Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir.

181Sâffât : 181

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Selam olsun gönderilmiş (resûllere).

182Sâffât : 182

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Tevhid Meali:

Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

📖
Sâffât Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama