۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 83 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Yâsîn Suresi (83 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Yâsîn : 1

يٰسٓۜ

Tevhid Meali:

Yâ, Sîn.

2Yâsîn : 2

وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ

Tevhid Meali:

Hüküm ve hikmetler barındıran Kur’ân’a andolsun.

3Yâsîn : 3

اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş resûllerdensin.

4Yâsîn : 4

عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ

Tevhid Meali:

(Hiç şüphesiz ki sen,) dosdoğru yol üzeresin.

5Yâsîn : 5

تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ

Tevhid Meali:

(O Kur’ân,) (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiştir.

6Yâsîn : 6

لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ

Tevhid Meali:

Babaları uyarılmamış ve gaflet içerisinde olan bir topluluğu uyarmak için (gönderildin).

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

7Yâsîn : 7

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Tevhid Meali:

Onların birçoğunun üzerine (azap) sözü hak olmuştur. Onlar iman etmezler.

8Yâsîn : 8

اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ

Tevhid Meali:

Biz, onların boyunlarına çenelerine kadar olan demir halkalar geçirdik, başları dik vaziyettedir.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

9Yâsîn : 9

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Önlerine ve arkalarına bir set çektik. (Böylelikle) onları örttük. Artık (hakkı) görmezler.

10Yâsîn : 10

وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Tevhid Meali:

Onları uyarsan da uyarmasan da birdir. İman etmezler.

11Yâsîn : 11

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ

Tevhid Meali:

Sen, ancak zikre/Kur’ân’a uyan ve gaybta (görmedikleri hâlde ya da kimsenin kendilerini görmediği yerlerde) Rahmân’dan korkanları uyarırsın. Böylesini mağfiret ve değerli bir mükâfatla müjdele.

12Yâsîn : 12

اِنَّا نَحْنُ نُحْيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki ölüleri biz diriltiriz. Onların yapıp önden gönderdikleri (amelleri)ni de (geride bıraktıkları) eserlerini de biz yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir Kitap’ta kaydetmişizdir.

13Yâsîn : 13

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلًا اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ

Tevhid Meali:

Onlara şu belde halkını misal ver: Hani onlara resûller gelmişti.

14Yâsîn : 14

اِذْ اَرْسَلْنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ

Tevhid Meali:

Hani onlara iki elçi göndermiştik de o ikisini yalanlamışlardı. Biz de üçüncü bir kişiyle onları desteklemiştik. Demişlerdi ki: “Şüphesiz ki biz, sizlere gönderilmiş resûlleriz.”

15Yâsîn : 15

قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ

Tevhid Meali:

Demişlerdi ki: “Sizler, yalnızca bizim gibi insanlarsınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak yalan söylemektesiniz.”

16Yâsîn : 16

قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ

Tevhid Meali:

Demişlerdi ki: “Size gönderildiğimizi Rabbimiz biliyor.”

17Yâsîn : 17

وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ

Tevhid Meali:

“Bizim vazifemiz yalnızca apaçık bir tebliğdir.”

18Yâsîn : 18

قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Tevhid Meali:

Demişlerdi ki: “Biz, sizi uğursuz sayıyoruz. Bu (söylediklerinize) bir son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır.”

19Yâsîn : 19

قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

Tevhid Meali:

Demişlerdi ki: “Uğursuzluğunuz sizin yanınızdadır. Size öğüt verildi diye mi (bizi uğursuz saydınız)? Bilakis siz, haddi aşan, taşkın bir toplumsunuz.”

20Yâsîn : 20

وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Şehrin diğer ucundan bir adam koşarak gelmiş ve demişti ki: “Ey kavmim! Gönderilmiş resûllere uyun.”

21Yâsîn : 21

اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْرًا وَهُمْ مُهْتَدُونَ

Tevhid Meali:

“Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, hidayete ermiş kimselerdir.”

22Yâsîn : 22

وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Tevhid Meali:

(Söyler misiniz:) “Ne diye beni yaratana ibadet etmeyecekmişim ki? Siz O’na döndürüleceksiniz.”

23Yâsîn : 23

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِۚ

Tevhid Meali:

“O’nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Rahmân, benim için bir zarar dileyecek olsa onların şefaati hiçbir fayda vermez, hem beni kurtaramazlar da.”

24Yâsîn : 24

اِنّ۪ٓي اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Tevhid Meali:

“O takdirde ben, apaçık bir sapıklık içerisinde olmuş olurum.”

25Yâsîn : 25

اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ

Tevhid Meali:

“Şüphesiz ki ben, sizin Rabbinize iman ettim. Beni dinleyin.”

26Yâsîn : 26

ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ

Tevhid Meali:

(Ona:) “Cennete gir.” denildi. Dedi ki: “Keşke kavmim bilseydi.”

27Yâsîn : 27

بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ

Tevhid Meali:

“Rabbimin beni bağışlayıp ikram olunanlardan kıldığını.”

28Yâsîn : 28

وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ

Tevhid Meali:

Kendisinden sonra, kavmi(ni helak etmek) için gökten bir ordu indirmedik. İndirecek de değiliz.

29Yâsîn : 29

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ

Tevhid Meali:

(Onları helak eden) yalnızca bir çığlıktı. (Bir de ne göresin. Ocakları) sönüvermiş (yok olup gitmişler).

30Yâsîn : 30

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

Tevhid Meali:

Yazıklar olsun (şu) kullara! Onlara ne zaman bir elçi gelse hemen onunla alay ederlerdi.

31Yâsîn : 31

اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ

Tevhid Meali:

Onlardan önce helak ettiğimiz ve onlara bir daha geri dönmeyen kavimleri görmediler mi?

32Yâsîn : 32

وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ۟

Tevhid Meali:

Hepsi kesinlikle huzurumuzda hazır edileceklerdir.

33Yâsîn : 33

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ

Tevhid Meali:

Ölü toprak, onlar için bir ayettir. Ona hayat verdik ve ondan yemekte oldukları taneler çıkarttık.

34Yâsîn : 34

وَجَعَلْنَا ف۪يهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا ف۪يهَا مِنَ الْعُيُونِۙ

Tevhid Meali:

Orada hurma ve üzüm bahçeleri var ettik ve orada kaynak suları fışkırttık.

35Yâsîn : 35

لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِه۪ۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْد۪يهِمْۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ

Tevhid Meali:

Onun meyvelerinden ve ellerinin emeğinden yesinler diye… Şükretmezler mi?

36Yâsîn : 36

سُبْحَانَ الَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ

Tevhid Meali:

Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice varlıklardan çifter çifter yaratan (Allah), tüm eksikliklerden münezzehtir.

37Yâsîn : 37

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ

Tevhid Meali:

Gece de onlar için bir ayettir. Gündüzü onun içinden sıyırır çekeriz. (Bir de bakarsın ki) karanlık içinde kalıvermişler.

38Yâsîn : 38

وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۜ

Tevhid Meali:

Güneş, kendisi için belirlenmiş, karar kılacağı yere doğru akmaktadır. Bu (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm (olan Allah’ın) takdiridir.

39Yâsîn : 39

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ

Tevhid Meali:

Ay için durup konaklayacağı menziller var ettik. Sonunda kurumuş bir hurma dalı (gibi ince yay) şeklini alır.

40Yâsîn : 40

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ

Tevhid Meali:

Ne Güneş’in Ay’a yetişmesi gerekir ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi mümkün olur. Hepsi bir yörüngede yüzmektelerdir.

41Yâsîn : 41

وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ

Tevhid Meali:

Zürriyetlerini dolu gemide taşımış olmamız da onlar için bir ayettir.

42Yâsîn : 42

وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِه۪ مَا يَرْكَبُونَ

Tevhid Meali:

Binmeleri için (gemi) benzeri yarattığımız şeyler de (onlar için bir ayettir).

43Yâsîn : 43

وَاِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَر۪يخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ

Tevhid Meali:

Dilesek (gemileri suda yüzdürmez ve) onları boğarız. Ne kimse yardımlarına yetişebilir ne de kurtarılabilirler.

44Yâsîn : 44

اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعًا اِلٰى ح۪ينٍ

Tevhid Meali:

Onlara rahmet etmemiz ve (ecelleri olan) belirlenmiş süreye kadar faydalandırmamız başka.

45Yâsîn : 45

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْد۪يكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Tevhid Meali:

Onlara, “Önünüzde olan (azaptan) ve arkanızda olan (geçmiş günahlar)dan korkup sakının ki merhamete nail olasınız.” denildiğinde (aldırmazlar).

46Yâsîn : 46

وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ

Tevhid Meali:

Onlara, Rabblerinin ayetlerinden bir ayet geldiğinde, mutlaka ondan yüz çevirirler.

47Yâsîn : 47

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Tevhid Meali:

Onlara, “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin.” denildiğinde, kâfirler iman edenlere dediler ki: “Allah’ın isterse doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz, apaçık bir sapıklık içindesiniz.”

48Yâsîn : 48

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Tevhid Meali:

Derler ki: “Şayet doğru söylüyorsanız, (bize) vadettiğiniz (azap) ne zaman? (Gelsin de görelim!)”

49Yâsîn : 49

مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ

Tevhid Meali:

Onların beklediği yalnızca bir çığlıktır. (Kendi aralarında) tartışırlarken onları yakalayıverir.

50Yâsîn : 50

فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟

Tevhid Meali:

Ne bir tavsiye vermeye güçleri yeter ne de ailelerine geri dönebilirler.

51Yâsîn : 51

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ

Tevhid Meali:

Sûr’a üfürülmüştür. (Bir de bakarsın ki) kabirlerinden çıkıvermişler ve Rabblerine doğru süratle akın etmektelerdir.

52Yâsîn : 52

قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَاۢ ۔هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ

Tevhid Meali:

Derler ki: “Vay başımıza gelene! Uzun süre yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahmân’ın vadettiği şeydir. (Anlaşılan o ki) resûller doğru söylemiş. (Ölümden sonra diriliş, ahiret hayatı hakmış.)”

53Yâsîn : 53

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ

Tevhid Meali:

Yalnızca tek bir çığlık! Hepsi ânında huzurumuzda hazır edilmiş olurlar.

54Yâsîn : 54

فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Tevhid Meali:

Bugün, hiçbir nefis en küçük bir zulme uğramaz ve yaptıklarınızdan başka bir karşılık da görmezsiniz.

55Yâsîn : 55

اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki cennet ehli, o gün sevinçli bir şekilde (cennet nimetleriyle) meşguldürler.

56Yâsîn : 56

هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ

Tevhid Meali:

Onlar ve eşleri gölgelikler içinde sedirlere yaslanmışlardır.

57Yâsîn : 57

لَهُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ

Tevhid Meali:

Orada kendileri için meyveler ve her istedikleri vardır.

58Yâsîn : 58

سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ

Tevhid Meali:

Onlara çok merhametli Rabb tarafından sözlü olarak verilen “selam” vardır.

59Yâsîn : 59

وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ

Tevhid Meali:

(Allah der ki:) “Ey mücrimler! Siz şöyle ayrılın.”

60Yâsîn : 60

اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

“Ey Âdemoğlulları! ‘Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır.’ diye size emretmedim mi?”

61Yâsîn : 61

وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

Tevhid Meali:

“(Yalnızca) bana ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” (demedim mi?)

62Yâsîn : 62

وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلًّا كَث۪يرًاۜ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ

Tevhid Meali:

“Andolsun ki sizden birçok topluluğu saptırdı. Hiç akletmiyor muydunuz?”

63Yâsîn : 63

هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

Tevhid Meali:

“İşte bu, size vadedilen cehennemdir.”

64Yâsîn : 64

اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

Tevhid Meali:

“Küfrünüze karşılık bugün o (cehenneme) girin.”

65Yâsîn : 65

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Tevhid Meali:

Bugün, ağızlarını mühürleriz. Kazandıkları (günahları) elleri bize söyler, ayakları da şahitlik eder.

66Yâsîn : 66

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Şayet dileseydik gözlerini siler (kör eder)dik. (Doğruyu bulmak için, bilinçsizce sağa sola koşuşan hayvanlar gibi) yola koşuşurlardı. (Biz, hakkı görmelerine engel olsaydık) nasıl göreceklerdi ki?

67Yâsîn : 67

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ۟

Tevhid Meali:

Dileseydik onları, oldukları yerde başka varlıklara çevirirdik. Ne ileri gitmeye ne de geri dönmeye güç yetirirlerdi.

68Yâsîn : 68

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِۜ اَفَلَا يَعْقِلُونَ

Tevhid Meali:

Kimin ömrünü uzatmışsak, yaratılışta onu baş aşağı (güçten sonra zayıflığa, ömrün en güzel çağından en kötü çağına) çevirmişizdir. (Öyleyse ileride yaparım diye sorumluluklarını ertelemesinler. Güç ve kuvvetleri yerindeyken, Allah’a layıkıyla kulluk etsinler.) Akletmiyorlar mı?

69Yâsîn : 69

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

Biz ona şiir öğretmedik, bu ona yakışmaz da. O, yalnızca bir zikir/öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.

70Yâsîn : 70

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

Tevhid Meali:

Tâ ki (Kur’ân), diri olanları uyarsın ve kâfirler üzerine söz/Allah’ın hücceti hak olsun.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

71Yâsîn : 71

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ

Tevhid Meali:

Görmediler mi? Kendi ellerimizle yaptığımız (büyük ve küçükbaş) hayvanları, onlar(ın menfaati) için yarattık. Onlar (bu) hayvanlara hükmediyor (faydalarına olacak işlerde kullanıyorlar).

72Yâsîn : 72

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

Tevhid Meali:

(O hayvanları) onlara boyun eğdirdik. Hem binekleri (bu) hayvanlardandır hem de onlardan yerler.

73Yâsîn : 73

وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ

Tevhid Meali:

Ve onlarda, kendileri için (başka) faydalar ve içecekler vardır. Şükretmezler mi?

74Yâsîn : 74

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَۜ

Tevhid Meali:

Kendilerine yardım olunur umuduyla, Allah’ın dışında ilahlar edindiler.

75Yâsîn : 75

لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ

Tevhid Meali:

(İlah edindikleri) onlara yardıma güç yetiremez. Onlarsa (müşriklerin kendisi), ilah edindikleri için hazır edilmiş askerlerdir.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

76Yâsîn : 76

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

Tevhid Meali:

Onların söyledikleri seni üzmesin. Biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmekteyiz.

77Yâsîn : 77

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ

Tevhid Meali:

İnsan, onu bir su damlasından yarattığımızı görmedi mi? (Şimdi) apaçık bir düşman kesilivermiştir.

78Yâsîn : 78

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ

Tevhid Meali:

Kendi yaratılışını unutup bize örnek verdi ve “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?” dedi.

79Yâsîn : 79

قُلْ يُحْي۪يهَا الَّذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ

Tevhid Meali:

De ki: “Onu ilk defa var eden diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilir.”

80Yâsîn : 80

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ

Tevhid Meali:

O (Allah) ki yeşil ağacı size ateş (yakıtı) kılmıştır. Siz de ondan yakıyorsunuz.

81Yâsîn : 81

اَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْۜ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ

Tevhid Meali:

Gökleri ve yeri yaratan kimse, onların benzerini yaratmaya kâdir olmaz mı? Elbette (kâdirdir). O, (çokça yaratan) El-Hallâk, (her şeyi bilen) El-Alîm’dir.

82Yâsîn : 82

اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

Tevhid Meali:

Bir şey dilediğinde, emri ona, “Ol!” demesidir. O da oluverir.

83Yâsîn : 83

فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Tevhid Meali:

Her şeyin otorite ve hükümranlığını elinde bulunduran (Allah), eksikliklerden münezzehtir. O’na döndürüleceksiniz.

📖
Yâsîn Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama