۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 88 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Sâd Suresi (88 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Sâd : 1

صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ

Tevhid Meali:

Sâd. Çok şerefli/Öğüt dolu Kur’ân’a andolsun.

2Sâd : 2

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

Tevhid Meali:

(Hayır!) Bilakis kâfirler, (anlamsız) bir kibir ve ayrılık/muhalefet içindelerdir.

3Sâd : 3

كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ ح۪ينَ مَنَاصٍ

Tevhid Meali:

Onlardan önce nice nesilleri helak etmişizdir. Onlar (kurtulmak için) çığlıklar atmışlardı/seslenmişlerdi. (Fakat) kurtuluş zamanı değildi/iş işten geçmişti.

4Sâd : 4

وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْۘ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ

Tevhid Meali:

Onlara içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar ve kâfirler dediler ki: “Şüphesiz ki bu, bir büyücüdür, bir yalancıdır.”

5Sâd : 5

اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهًا وَاحِدًاۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ

Tevhid Meali:

“İlahları tek bir ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok ilginç/şaşılacak bir şeydir.”

6Sâd : 6

وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُۚ

Tevhid Meali:

İleri gelenler harekete geçti ve “Yürüyün, ilahlarınıza sahip çıkın (onlara bağlılıkta direnç gösterin). Şüphesiz ki bu, (sizden) istenen bir şeydir.” (dediler.)

7Sâd : 7

مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ

Tevhid Meali:

“Biz bunu başka bir dinde işitmedik. O (tevhid) yalnızca bir uydurmadır.”

8Sâd : 8

ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ

Tevhid Meali:

“Kur’ân, aramızdan ona mı indi?” (Hayır, öyle değil!) İşin aslı onlar, benim Kitabım’dan şüphe içindelerdir. Daha doğrusu ise, henüz azabımı tatmamışlardır.

9Sâd : 9

اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَز۪يزِ الْوَهَّابِۚ

Tevhid Meali:

Yoksa izzet sahibi, üstün ve karşılıksız veren Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

10Sâd : 10

اَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا۠ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْاَسْبَابِ

Tevhid Meali:

Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hâkimiyeti/egemenliği onlara mı aittir? (Madem öyle! Bir yol bulup) göğe yükselsinler.

11Sâd : 11

جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزَابِ

Tevhid Meali:

(Onlar) orada, yenilgiye uğramış gruplardan bir ordudur.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

12Sâd : 12

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْاَوْتَادِۙ

Tevhid Meali:

Onlardan önce Nûh Kavmi, Âd ve kazıklar (büyük ordular) sahibi Firavun da yalanladı.

13Sâd : 13

وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ

Tevhid Meali:

Semûd, Lût Kavmi, Eyke halkı da (yalanladı). Bunlar (helak olmuş) gruplardır.

14Sâd : 14

اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ۟

Tevhid Meali:

Hepsi mutlaka resûlleri yalanladılar da azabım (üzerlerine) hak oldu.

15Sâd : 15

وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ

Tevhid Meali:

Bunların beklediği yalnızca bir çığlıktır. O, bir ân dahi gecikmez.

16Sâd : 16

وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ

Tevhid Meali:

Dediler ki: “Rabbimiz! Azaptan payımıza düşeni, Hesap Günü gelmeden hemen ver.”

17Sâd : 17

اِصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُ۫دَ ذَا الْاَيْدِۚ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ

Tevhid Meali:

Onların söylediklerine sabret ve kuvvet sahibi olan kulumuz Dâvûd’u an! Şüphesiz ki o, çokça (Allah’a) yönelirdi.

18Sâd : 18

اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ

Tevhid Meali:

Biz dağları onun emrine verdik, sabah ve akşam onunla beraber tesbih ederlerdi.

19Sâd : 19

وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ

Tevhid Meali:

Ve toplanmış, sürüler hâlinde kuşları (verdik). Hepsi onunla beraber (tesbih eder, Allah’a) yönelirlerdi.

20Sâd : 20

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ

Tevhid Meali:

Onun mülkünü güçlendirdik. Ona hikmeti ve isabetli karar/etkileyici konuşma özelliği verdik.

21Sâd : 21

وَهَلْ اَتٰيكَ نَبَؤُ۬ا الْخَصْمِۢ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ

Tevhid Meali:

Sana davalı olan (hasımların) haberi geldi mi? Hani onlar yüksek duvardan atlayıp (Dâvûd’un yanına) girmişlerdi.

22Sâd : 22

اِذْ دَخَلُوا عَلٰى دَاوُ۫دَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْۚ خَصْمَانِ بَغٰى بَعْضُنَا عَلٰى بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَٓا اِلٰى سَوَٓاءِ الصِّرَاطِ

Tevhid Meali:

Dâvûd’un yanına girdiklerinde onlardan korkmuştu. Dediler ki: “Korkma! Birbirinin hakkına girmiş bulunan iki davalıyız. Aramızda adaletle hükmet, zulmetme. Bizi dosdoğru yola ilet.”

23Sâd : 23

اِنَّ هٰذَٓا اَخ۪ي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْن۪يهَا وَعَزَّن۪ي فِي الْخِطَابِ

Tevhid Meali:

“Bu, benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim de bir tek koyunum vardır. ‘Onu da bana ver.’ dedi. Tartışmada bana üstün geldi.”

24Sâd : 24

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِه۪ۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا مِنَ الْخُلَطَٓاءِ لَيَبْغ۪ي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَل۪يلٌ مَا هُمْۜ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Andolsun ki senin koyununu, kendi koyunlarına katmanı istemekle sana zulmetmiştir. Gerçek şu ki ortakların çoğu birbirlerinin hakkına girerler. İman edip salih amel işleyenler müstesna. Onlar da ne azdır!” Dâvûd, onu imtihan ettiğimizi sandı. Rabbinden bağışlanma diledi, rükûya kapandı ve (Allah’a) yöneldi.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

25Sâd : 25

فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَۜ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ

Tevhid Meali:

Bunu, onun için bağışladık. Şüphesiz ki bizim katımızda onun yakınlığı ve döneceği güzel bir yeri vardır.

26Sâd : 26

يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَل۪يفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ۟

Tevhid Meali:

Ey Dâvûd! Seni yeryüzünde halife kıldık. (Öyleyse) insanlar arasında hak ile hükmet. Sakın hevaya/arzuya uyma yoksa seni, Allah’ın yolundan saptırır. Hiç şüphesiz, Allah’ın yolundan sapanlara, Hesap Günü’nü unuttukları için çetin bir azap vardır.

27Sâd : 27

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًاۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ

Tevhid Meali:

Gök, yer ve ikisi arasındakileri boş/amaçsız/öylesine yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. (Girecekleri) ateş nedeniyle veyl olsun o kâfirlere!

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

28Sâd : 28

اَمْ نَجْعَلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِد۪ينَ فِي الْاَرْضِۘ اَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّق۪ينَ كَالْفُجَّارِ

Tevhid Meali:

İman edip salih amel işleyenleri, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla bir tutar mıyız hiç? Ya da muttakileri facirlerle bir tutar mıyız?

29Sâd : 29

كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُٓوا اٰيَاتِه۪ وَلِيَتَذَكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

Tevhid Meali:

Ayetlerini tedebbür edip (iyice düşünsünler) ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye, (bu Kur’ân) sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır.

📖Ayet Dipnotu & Fıkhî / Kavramsal Şerh:

30Sâd : 30

وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ

Tevhid Meali:

Dâvûd’a, Suleymân’ı ihsan ettik. Ne güzel bir kuldur o. Çünkü o, çokça (Allah’a) yönelirdi.

31Sâd : 31

اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ

Tevhid Meali:

Hani ona, akşamüstü, ayakta duran iyi cins atlar gösterilmişti.

32Sâd : 32

فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠

Tevhid Meali:

Demişti ki: “Benim hayra (atlara) olan sevgim, beni Rabbimi zikretmekten alıkoydu.” Nihayet o da perdenin arkasına gizlendi. (Güneş battı, ibadet vakti çıktı.)

33Sâd : 33

رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ

Tevhid Meali:

“Onları bana geri çevirin.” (dedi.) Atların ayaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. (Onu Allah’ı zikretmekten alıkoydukları için onları kesip, hayatından çıkardı.)

34Sâd : 34

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَدًا ثُمَّ اَنَابَ

Tevhid Meali:

Andolsun ki Suleymân’ı imtihan etmiş ve onun tahtı üzerine (hareketsiz) bir ceset atmıştık. Sonra o, (Allah’a) yönelmişti.

35Sâd : 35

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Tevhid Meali:

Demişti ki: “Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz ki sen, (kullarına karşılıksız veren) El-Vehhâb’sın.”

36Sâd : 36

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ

Tevhid Meali:

Rüzgârı onun hizmetine verdik. Onun emriyle istediği yere akıp giderdi.

37Sâd : 37

وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ

Tevhid Meali:

Ve bina ustası, dalgıçlık yapan tüm şeytanları da (onun hizmetine verdik).

38Sâd : 38

وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ

Tevhid Meali:

Prangalara vurulmuş diğer (bazı şeytanları da onun emrine verdik).

39Sâd : 39

هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Tevhid Meali:

“İşte bu, bizim (sana olan) vergimizdir. Artık hesapsız olarak dilediğine ver, dilediğine verme.” (dedik.)

40Sâd : 40

وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ۟

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki onun, bizim yanımızda yakınlığı ve dönecek güzel bir yeri vardır.

41Sâd : 41

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ

Tevhid Meali:

Kulumuz Eyyûb’u da an! Hani o, Rabbine, “Şüphesiz ki şeytan, bana yorgunluk ve azapla dokundu.” diye seslenmişti.

42Sâd : 42

اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

Tevhid Meali:

“Ayağını yere vur. Bu, yıkanacak ve içilecek soğuk bir sudur.”

43Sâd : 43

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

Tevhid Meali:

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine öğüt olması için ona, ailesini ve bir o kadarını daha verdik.

44Sâd : 44

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًاۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ

Tevhid Meali:

“Eline bir deste çalı al, onunla vur ve yeminini bozma.” Gerçekten biz, onu sabredenlerden bulduk. O, ne güzel bir kuldu. Çünkü o, çokça (Allah’a) yönelirdi.

45Sâd : 45

وَاذْكُرْ عِبَادَنَٓا اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُو۬لِي الْاَيْد۪ي وَالْاَبْصَارِ

Tevhid Meali:

Kullarımızdan kuvvet ve basiret sahibi olan İbrâhîm, İshâk ve Ya’kûb’u da an!

46Sâd : 46

اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, onları yalnızca ahiret yurdunu anan ihlaslı kullar kıldık.

47Sâd : 47

وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ

Tevhid Meali:

Ve hiç şüphesiz onlar, bizim yanımızda seçilmiş, hayırlı olanlardandır.

48Sâd : 48

وَاذْكُرْ اِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِۜ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِۜ

Tevhid Meali:

İsmâîl’i, Elyesa’yı ve Zulkifl’i de an! Hepsi hayırlı olanlardandı.

49Sâd : 49

هٰذَا ذِكْرٌۜ وَاِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ لَحُسْنَ مَاٰبٍۙ

Tevhid Meali:

Bu (onlar için) bir şereftir. Şüphesiz ki muttakiler için de güzel bir dönüş yeri vardır.

50Sâd : 50

جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْاَبْوَابُۚ

Tevhid Meali:

Kapıları onlar için açılmış Adn Cennetleri.

51Sâd : 51

مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا يَدْعُونَ ف۪يهَا بِفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍ وَشَرَابٍ

Tevhid Meali:

Orada (sedirlere) yaslanarak çokça meyve ve içecek istemektelerdir.

52Sâd : 52

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ

Tevhid Meali:

Yanlarında, bakışları (yalnızca kocaları) üzerinde olan, yaşıt (hepsi genç kadınlar) vardır.

53Sâd : 53

هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ

Tevhid Meali:

Bu, Hesap Günü için size vadolunandır.

54Sâd : 54

اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki bu, hiç bitmeyecek olan rızkımızdır.

55Sâd : 55

هٰذَاۜ وَاِنَّ لِلطَّاغ۪ينَ لَشَرَّ مَاٰبٍۙ

Tevhid Meali:

İşte böyle… Hiç kuşkusuz, haddi aşanlar için en kötü dönüş yeri vardır.

56Sâd : 56

جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمِهَادُ

Tevhid Meali:

Cehennem… Oraya girecekler. Ne kötü bir yataktır o.

57Sâd : 57

هٰذَاۙ فَلْيَذُوقُوهُ حَم۪يمٌ وَغَسَّاقٌۙ

Tevhid Meali:

Bu, kaynar su ve irindir. Tatsınlar (bakalım) onu.

58Sâd : 58

وَاٰخَرُ مِنْ شَكْلِه۪ٓ اَزْوَاجٌۜ

Tevhid Meali:

Ve ondan başka, türlü türlü azaplar vardır.

59Sâd : 59

هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَبًا بِهِمْۜ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ

Tevhid Meali:

(Oraya her yeni grup geldiğinde melekler cehennem ehline,) “Bu da sizinle beraber cehenneme atılacak bir gruptur. Onlara, ‘merhaba’ yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.” (derler.)

60Sâd : 60

قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَبًا بِكُمْۜ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ

Tevhid Meali:

(Tabi olanlar liderlere,) “(Hayır!) Asıl size ‘merhaba’ olmasın/rahat yüzü görmeyesiniz. Bu (cehennemi) bizim önümüze siz getirdiniz. Ne kötü bir yerleşim yeridir o.” (derler.)

61Sâd : 61

قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ

Tevhid Meali:

Derler ki: “Rabbimiz! Kim bu cehennemi önümüze getirdiyse, onun azabını kat kat arttır.”

62Sâd : 62

وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرٰى رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْاَشْرَارِۜ

Tevhid Meali:

Ve derler ki: “Ne oluyor bize böyle? Şerli/Değersiz kabul ettiğimiz adamları (burada) göremiyoruz. (Küçümsediğimiz müminler neden burada değil?)”

63Sâd : 63

اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ

Tevhid Meali:

“Onları alaya almıştık, değil mi? (Yazıklar olsun bize.) Yoksa (onlar da cehennemde de) biz mi görmüyoruz?”

64Sâd : 64

اِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ اَهْلِ النَّارِ۟

Tevhid Meali:

Cehennem halkının bu çekişmesi elbette haktır (vuku bulacaktır).

65Sâd : 65

قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌۗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ

Tevhid Meali:

De ki: “Ancak ben, bir uyarıcıyım. (Zatında, fiillerinde ve sıfatlarında tek olan) El-Vâhid ve (her şeye boyun eğdirip hükmüne ram eyleyen) El-Kahhâr olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.”

66Sâd : 66

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ

Tevhid Meali:

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. (İzzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğaffâr’dır.

67Sâd : 67

قُلْ هُوَ نَبَؤٌ۬ا عَظ۪يمٌۙ

Tevhid Meali:

De ki: “O, büyük bir haberdir.”

68Sâd : 68

اَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

Tevhid Meali:

“Siz ondan yüz çevirmektesiniz.”

69Sâd : 69

مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَاِ الْاَعْلٰٓى اِذْ يَخْتَصِمُونَ

Tevhid Meali:

“Onlar kendi aralarında tartışırlarken, benim Mele-i A’lâ’ya dair bir bilgim yoktur.”

70Sâd : 70

اِنْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اِلَّٓا اَنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ

Tevhid Meali:

“Bana, yalnızca bir uyarıcı olduğum vahyedilmektedir.”

71Sâd : 71

اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ ط۪ينٍ

Tevhid Meali:

Hani Rabbin, meleklere demişti ki: “Muhakkak ki ben, çamurdan bir insan yaratacağım.”

72Sâd : 72

فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ

Tevhid Meali:

“Onu tamamlayıp ruhumdan üflediğimde onun için secdeye kapanın.”

73Sâd : 73

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ

Tevhid Meali:

Meleklerin tamamı secde ettiler.

74Sâd : 74

اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ

Tevhid Meali:

İblis hariç… O büyüklendi ve kâfirlerden oldu.

75Sâd : 75

قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ

Tevhid Meali:

Buyurdu ki: “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Kibre mi kapıldın yoksa yüksekte olanlardan olup (tepeden mi bakmaya başladın)?”

76Sâd : 76

قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۜ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”

77Sâd : 77

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌۚ

Tevhid Meali:

Buyurdu ki: “Çık oradan! Şüphesiz ki sen, taşlanmış/kovulmuş olanlardansın.”

78Sâd : 78

وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَت۪ٓي اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ

Tevhid Meali:

“Ve hiç şüphesiz benim lanetim, kıyamete kadar senin üstünde olacaktır.”

79Sâd : 79

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “Rabbim! (İnsanların) diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver.”

80Sâd : 80

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Buyurdu ki: “Hiç şüphesiz sen, mühlet verilenlerdensin.”

81Sâd : 81

اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

Tevhid Meali:

“Bilinen vaktin gününe kadar.”

82Sâd : 82

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Dedi ki: “İzzetine yemin olsun ki onların hepsini azdıracağım.”

83Sâd : 83

اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ

Tevhid Meali:

“Muhlas/Arındırılmış/İhlaslı kulların müstesna.”

84Sâd : 84

قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ

Tevhid Meali:

Buyurdu ki: “Hak (budur) ve ben yalnızca hak olanı söylerim.”

85Sâd : 85

لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ

Tevhid Meali:

“Andolsun ki cehennemi, sen ve onlardan sana uyanların tamamıyla dolduracağım.”

86Sâd : 86

قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ

Tevhid Meali:

De ki: “Ben (davetim karşılığında) sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben zora koşanlardan (kafasından ayet uyduran, nübüvvet iddiasında bulunanlardan da) değilim.”

87Sâd : 87

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ

Tevhid Meali:

“O, yalnızca âlemlere bir öğüttür.”

88Sâd : 88

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ

Tevhid Meali:

“Verdiği haberlerin (hak olduğunu) bir süre sonra öğreneceksiniz.”

📖
Sâd Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama