۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 55 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Kamer Suresi (55 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Kamer : 1

اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ

Tevhid Meali:

Kıyamet yaklaştı ve Ay yarıldı.

2Kamer : 2

وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ

Tevhid Meali:

Şayet bir ayet/mucize görseler yüz çevirir ve “Yoluna devam eden/Yok olup gitmeye mahkûm bir sihirdir.” derler.

3Kamer : 3

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ

Tevhid Meali:

Yalanladılar ve hevalarına/arzularına uydular. Her iş, (onu yapanla) karar kılıp var olur. (Hayırlı şeyler hayır ehliyle, şer olan işler şer ehliyle vardır.)

4Kamer : 4

وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ

Tevhid Meali:

Andolsun ki onlara, kendilerini (yalanlamaktan ve arzularına uymaktan) alıkoyacak (geçmiş kavimlerin) haberleri geldi.

5Kamer : 5

حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ

Tevhid Meali:

(O haberler) hikmetli, üslubunda en etkileyici seviyededir. (Ancak kendisini uyarıya kapatana) uyarılar fayda vermiyor.

6Kamer : 6

فَتَوَلَّ عَنْهُمْۢ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍۙ

Tevhid Meali:

O hâlde, onlardan yüz çevir. Davetçinin, bilinmedik/korkunç şeye çağıracağı o gün,

7Kamer : 7

خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ

Tevhid Meali:

Gözlerinin feri sönmüş/baygın bakışlı hâlde, yayılmış çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.

8Kamer : 8

مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

Tevhid Meali:

Davetçiye doğru süratle koşuşturup, “Bu, zorlu bir gündür.” der kâfirler.

9Kamer : 9

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ

Tevhid Meali:

Onlardan önce, Nûh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanlayıp, “O delidir.” demişlerdi. (Nûh, tevhidi anlatmaktan) alıkonulmuş, engellenmişti.

10Kamer : 10

فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ

Tevhid Meali:

(Nûh) Rabbine dua etti: “Şüphesiz ki ben, yenik düştüm, (bana yardım et ve onlardan) intikam al.”

11Kamer : 11

فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍۘ

Tevhid Meali:

Biz de göğün kapılarını “kesintisiz ve sağanak hâlinde yağan” bir suyla açtık.

12Kamer : 12

وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ

Tevhid Meali:

Yerden de kaynakları fışkırttık. (Gök ve yerin suyu) takdir edilmiş bir iş üzere birleştiler.

13Kamer : 13

وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ

Tevhid Meali:

(Nûh’u) tahtadan levhalar ve çiviler(le yapılmış bir gemi) üzerinde taşıdık.

14Kamer : 14

تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ

Tevhid Meali:

Gözlerimizin önünde akıp gitmekteydi. (Bu, kendisine) nankörlük edilmiş (olan Nûh’a) bir mükâfattı.

15Kamer : 15

وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, onu (ibret alınması gereken) bir ayet olarak bıraktık. Var mı öğüt alan?

16Kamer : 16

فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Nasılmış benim azabım ve uyarım?

17Kamer : 17

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki var mı öğüt alan?

18Kamer : 18

كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Âd (Kavmi) yalanladı. Nasılmış benim azabım ve uyarım?

19Kamer : 19

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, onların üzerine, felaketi sürekli olan o günde, şiddetli bir fırtına gönderdik.

20Kamer : 20

تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ

Tevhid Meali:

İnsanları, âdeta kökünden koparılmış hurma kütüğü gibi söküp atıyordu.

21Kamer : 21

فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Nasılmış benim azabım ve uyarım?

22Kamer : 22

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?

23Kamer : 23

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ

Tevhid Meali:

Semûd (Kavmi de) uyarıları yalanladı.

24Kamer : 24

فَقَالُٓوا اَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

Tevhid Meali:

Dediler ki: “Bizden olan (bizim gibi) insan birine mi uyacağız?! O takdirde biz, sapıklık ve çılgınlık içinde olmuş oluruz.”

25Kamer : 25

ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ

Tevhid Meali:

“Aramızdan ona mı zikir/vahiy verildi? Bilakis o, şımarık kibirli bir yalancıdır.”

26Kamer : 26

سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَنِ الْكَذَّابُ الْاَشِرُ

Tevhid Meali:

Yarın, kimin şımarık ve kibirli bir yalancı olduğunu öğrenecekler.

27Kamer : 27

اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ

Tevhid Meali:

Hiç kuşkusuz biz, onlara fitne/imtihan olması için dişi deveyi göndereceğiz. Onları gözetle ve sabret.

28Kamer : 28

وَنَبِّئْهُمْ اَنَّ الْمَٓاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْۚ كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ

Tevhid Meali:

Onlara haber ver! Su, aralarında pay edilmiştir. Su içme sırası kiminse o, hazır bulunsun.

29Kamer : 29

فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ

Tevhid Meali:

Arkadaşlarına seslendiler. O da (bıçağı) aldı ve deveyi kesti.

30Kamer : 30

فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Nasılmış benim azabım ve uyarım?

31Kamer : 31

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَش۪يمِ الْمُحْتَظِرِ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz, onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Onlar, çalı çırpının etrafa dökülen kırıntıları gibi oldular.

32Kamer : 32

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?

33Kamer : 33

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ

Tevhid Meali:

Lût’un kavmi de uyarıcıları yalanladı.

34Kamer : 34

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz biz, onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Seher vakti, yalnızca Lût’un ailesini kurtardık.

35Kamer : 35

نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَاۜ كَذٰلِكَ نَجْز۪ي مَنْ شَكَرَ

Tevhid Meali:

Katımızdan bir nimet olarak… Şükreden kimseyi de aynı şekilde mükâfatlandırırız.

36Kamer : 36

وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ

Tevhid Meali:

Andolsun ki (Lût), (şiddetli) yakalayışımızla onları uyarmıştı. Onlarsa uyarılara şüpheyle yaklaşmışlardı.

37Kamer : 37

وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِه۪ فَطَمَسْنَٓا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Andolsun ki onun konuklarını da arzulamışlardı. Biz de gözlerini silip (kör ettik). “Tadın azabımı ve uyarımı!” (dedik.)

38Kamer : 38

وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ

Tevhid Meali:

Andolsun ki kesinleşmiş bir azap, erken vakitte onları bastırdı.

39Kamer : 39

فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Tevhid Meali:

Tadın (bakalım) azabımı ve uyarımı!

40Kamer : 40

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, Kur’ân’ı, öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki, var mı öğüt alan?

41Kamer : 41

وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ

Tevhid Meali:

Andolsun ki Firavun ailesine de uyarıcılar geldi.

42Kamer : 42

كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كُلِّهَا فَاَخَذْنَاهُمْ اَخْذَ عَز۪يزٍ مُقْتَدِرٍ

Tevhid Meali:

Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, izzet sahibi, üstün ve kudretli olan (Allah’)ın yakalayışıyla yakalayıverdik.

43Kamer : 43

اَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِنْ اُو۬لٰٓئِكُمْ اَمْ لَكُمْ بَرَٓاءَةٌ فِي الزُّبُرِۚ

Tevhid Meali:

Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda (azaptan kurtulacağınıza dair) bir beraat (belgesi) mi var?

44Kamer : 44

اَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَم۪يعٌ مُنْتَصِرٌ

Tevhid Meali:

Yoksa, “Bizler (Allah’ın azabına karşı) yardımlaşıp, üstün geliriz.” mi diyorlar?

45Kamer : 45

سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ

Tevhid Meali:

O topluluk, (yakın bir gelecekte) hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46Kamer : 46

بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ اَدْهٰى وَاَمَرُّ

Tevhid Meali:

(Hayır, öyle değil!) Onlara vadolunan (gerçek azap) kıyamettir. Ve kıyamet, daha korkunç ve daha acıdır.

47Kamer : 47

اِنَّ الْمُجْرِم۪ينَ ف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍۢ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki mücrimler, bir sapıklık ve çılgınlık içerisindelerdir.

48Kamer : 48

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلٰى وُجُوهِهِمْۜ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ

Tevhid Meali:

Ateşin içinde yüzleri üzerine sürüklenecekleri o gün, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” (denilecek.)

49Kamer : 49

اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz biz, her şeyi bir kaderle yarattık.

50Kamer : 50

وَمَٓا اَمْرُنَٓا اِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ

Tevhid Meali:

(Bir işin olması için) bizim emrimiz, göz açıp kapama gibi yalnızca bir defadır.

51Kamer : 51

وَلَقَدْ اَهْلَكْنَٓا اَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

Tevhid Meali:

Andolsun ki biz, benzerlerinizi helak ettik. Peki, var mı öğüt alan?

52Kamer : 52

وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ

Tevhid Meali:

Yaptıkları her şey Kitaplarda (kayıtlıdır).

53Kamer : 53

وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ

Tevhid Meali:

Küçük büyük her şey (satır satır) yazılmıştır.

54Kamer : 54

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki muttakiler, cennetlerde ve nehirlerdelerdir.

55Kamer : 55

ف۪ي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَل۪يكٍ مُقْتَدِرٍ

Tevhid Meali:

İktidar/Kudret sahibi bir Melik’in yanında, sıdk/doğruluk makamındalardır.

📖
Kamer Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama