۞ Kelâmullâh • Mekke Dönemi • 96 Ayet ۞
۞

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ

⚖️ Mukayeseli Mealler & 11 Hafız Tilaveti

Vâkı'a Suresi (96 Ayet)

7 Büyük Ehl-i Sünnet Mütercimi • 11 Büyük Kâri • Ayet Ayet Takip & Dinleme

🎙️ Hafız (Kâri):
🔍
Ayete Git:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1Vâkı'a : 1

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ

Tevhid Meali:

Vakıa (kıyamet) gerçekleştiği zaman,

2Vâkı'a : 2

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ

Tevhid Meali:

Onun gerçekleşmesini yalanlayacak yoktur.

3Vâkı'a : 3

خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ

Tevhid Meali:

O, (kimini) alçaltan (kimini de) yükselten (bir gündür).

4Vâkı'a : 4

اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجًّاۙ

Tevhid Meali:

Yer şiddetle sarsıldığında,

5Vâkı'a : 5

وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّاۙ

Tevhid Meali:

Dağlar parça parça olduğunda,

6Vâkı'a : 6

فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ

Tevhid Meali:

Savrulmuş toz hâline geldiğinde

7Vâkı'a : 7

وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةًۜ

Tevhid Meali:

Sizler de üç sınıf olduğunuzda,

8Vâkı'a : 8

فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ

Tevhid Meali:

(Amel defterlerini sağ taraflarından alacak olan mutlu) Ashâbu’l Meymene, ne Ashâbu’l Meymene’dir ama!

9Vâkı'a : 9

وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ

Tevhid Meali:

(Amel defterlerini sol taraflarından alacak olan bedbaht) Ashâbu’l Meş’eme, ne Ashâbu’l Meş’eme’dir ama!

10Vâkı'a : 10

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ

Tevhid Meali:

(İman ve salih amelde) önde olanlar, (onlar) öncülerdir.

11Vâkı'a : 11

اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ

Tevhid Meali:

Bunlar (Allah’a) yakınlaştırılmışlardır.

12Vâkı'a : 12

ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

Tevhid Meali:

Naîm Cennetleri’nde,

13Vâkı'a : 13

ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Birçoğu öncekilerdendir. (Geçmiş ümmetlerdendir.)

14Vâkı'a : 14

وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Az bir kısmı da sonrakilerdendir.

15Vâkı'a : 15

عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ

Tevhid Meali:

(Altın ve mücevherlerle) işlenmiş tahtlar üzerinde,

16Vâkı'a : 16

مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ

Tevhid Meali:

Karşılıklı olarak yaslanmış hâlde

17Vâkı'a : 17

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ

Tevhid Meali:

Etraflarında ebedî/ölümsüz kılınmış (hizmetkâr) gençler dolanır,

18Vâkı'a : 18

بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ

Tevhid Meali:

Kaynağından doldurulmuş bardaklar, testiler ve kadehlerle.

19Vâkı'a : 19

لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ

Tevhid Meali:

(Onu içtiklerinden dolayı) ne başları ağrır ne de (sarhoşlukla) akılları gider.

20Vâkı'a : 20

وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ

Tevhid Meali:

Seçecekleri meyveler,

21Vâkı'a : 21

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ

Tevhid Meali:

Canlarının istediği kuş eti,

22Vâkı'a : 22

وَحُورٌ ع۪ينٌۙ

Tevhid Meali:

İri gözlü huriler,

23Vâkı'a : 23

كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ

Tevhid Meali:

Saklı İncîler gibidir (onlar).

24Vâkı'a : 24

جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Tevhid Meali:

Yaptıkları (salih amellerin) karşılığı olarak,

25Vâkı'a : 25

لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْوًا وَلَا تَأْث۪يمًاۙ

Tevhid Meali:

Orada, boş/faydasız ve günah olacak bir söz işitmezler.

26Vâkı'a : 26

اِلَّا ق۪يلًا سَلَامًا سَلَامًا

Tevhid Meali:

İşitecekleri tek söz, (karşılıklı söyleyecekleri) “Selam, Selam”dır.

27Vâkı'a : 27

وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ

Tevhid Meali:

(Amel defterlerini sağdan alacak olan) Ashâbu’l Yemîn, ne Ashâbu’l Yemîn’dir ama!

28Vâkı'a : 28

ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ

Tevhid Meali:

Dikensiz, dalları meyve dolu kiraz ağaçları,

29Vâkı'a : 29

وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ

Tevhid Meali:

Meyveleri iç içe geçmiş muz ağaçları,

30Vâkı'a : 30

وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ

Tevhid Meali:

Uzayan gölgeler,

31Vâkı'a : 31

وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ

Tevhid Meali:

Kesintisiz akan sular,

32Vâkı'a : 32

وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ

Tevhid Meali:

Çokça meyveler,

33Vâkı'a : 33

لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ

Tevhid Meali:

Arkası kesilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler),

34Vâkı'a : 34

وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ

Tevhid Meali:

Ve yükseltilmiş döşemeler üzerinde (olacaklardır).

35Vâkı'a : 35

اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki biz, (cennet kadınlarını) yeniden yaratmışızdır.

36Vâkı'a : 36

فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًاۙ

Tevhid Meali:

Onları bakire kılmışızdır.

37Vâkı'a : 37

عُرُبًا اَتْرَابًاۙ

Tevhid Meali:

Eşlerine aşık ve yaşıt,

38Vâkı'a : 38

لِاَصْحَابِ الْيَم۪ينِۜ۟

Tevhid Meali:

(Bu nimetler, amel defterlerini sağdan alacak olan) Ashâbu’l Yemîn içindir.

39Vâkı'a : 39

ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Birçoğu geçmiş ümmetlerden,

40Vâkı'a : 40

وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ

Tevhid Meali:

Birçoğu da sonrakilerden (olacaktır).

41Vâkı'a : 41

وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ

Tevhid Meali:

(Amel defterlerini soldan alacak olan) Ashâbu’ş Şimâl, ne Ashâbu’ş Şimâl’dir ama!

42Vâkı'a : 42

ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ

Tevhid Meali:

Kavuran ateş ve kaynar suda,

43Vâkı'a : 43

وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ

Tevhid Meali:

Ve dumandan bir gölge içinde,

44Vâkı'a : 44

لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ

Tevhid Meali:

Ne serindir ne de faydalı!

45Vâkı'a : 45

اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki onlar, bundan önce, refah içinde şımarıkça yaşarlardı.

46Vâkı'a : 46

وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ

Tevhid Meali:

O büyük günahta da (şirkte) ısrar ederlerdi.

47Vâkı'a : 47

وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ

Tevhid Meali:

Derlerdi ki: “Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman diriltilecek miymişiz?”

48Vâkı'a : 48

اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ

Tevhid Meali:

“Babalarımız da mı?”

49Vâkı'a : 49

قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ

Tevhid Meali:

De ki: “Öncekiler ve sonrakiler,”

50Vâkı'a : 50

لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

Tevhid Meali:

“Bilinen (Kıyamet) Günü’nün belirlenmiş vaktinde elbette, toplanacaklardır.”

51Vâkı'a : 51

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ

Tevhid Meali:

“Sonra sizler, ey sapık yalanlayıcılar!”

52Vâkı'a : 52

لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ

Tevhid Meali:

“Siz elbette, Zakkûmdan olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.”

53Vâkı'a : 53

فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ

Tevhid Meali:

“Ve o (ağaçtan) karınlarınızı dolduracaksınız.”

54Vâkı'a : 54

فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ

Tevhid Meali:

“Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz.”

55Vâkı'a : 55

فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ

Tevhid Meali:

“İçtikçe susuzluğu artan hasta develer gibi içeceksiniz.”

56Vâkı'a : 56

هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ

Tevhid Meali:

Bu, Kıyamet Günü’nde onların ziyafetidir!

57Vâkı'a : 57

نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟

Tevhid Meali:

Sizi biz yarattık. (Dirilteceğimizi) tasdik etmeniz gerekmez mi?

58Vâkı'a : 58

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ

Tevhid Meali:

Dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?

59Vâkı'a : 59

ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ

Tevhid Meali:

Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

60Vâkı'a : 60

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve kimse önümüze geçip (bize engel olamaz).

61Vâkı'a : 61

عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ

Tevhid Meali:

Yerinize benzerleriniz olan (yeni insanlar) getirmek ve sizi hiç bilmediğiniz bir surette yeniden yaratmak konusunda (kimse bizi engelleyemez).

62Vâkı'a : 62

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Tevhid Meali:

Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz/kabul ettiniz. (Allah’ın kudretini anlayıp sizleri dirilteceği konusunda) düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

63Vâkı'a : 63

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ

Tevhid Meali:

Ektiğiniz (ekini) gördünüz mü?

64Vâkı'a : 64

ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ

Tevhid Meali:

Onu (bitki hâline getirip), siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

65Vâkı'a : 65

لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Tevhid Meali:

Şayet dilesek onu (meyvesiz, sebzesiz, tanesiz) kuru bir ot hâline getirirdik, siz de şaşırıp kalakalırdınız.

66Vâkı'a : 66

اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ

Tevhid Meali:

(Derdiniz ki:) “Şüphesiz ki büyük bir borç altına girdik.”

67Vâkı'a : 67

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Tevhid Meali:

“(Hayır!) İşin aslı, biz mahrum bırakıldık.”

68Vâkı'a : 68

اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ

Tevhid Meali:

İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

69Vâkı'a : 69

ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ

Tevhid Meali:

Onu, buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

70Vâkı'a : 70

لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Tevhid Meali:

Şayet dileseydik onu, tuzlu/acı bir su yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

71Vâkı'a : 71

اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ

Tevhid Meali:

Yaktığınız ateşi gördünüz mü?

72Vâkı'a : 72

ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ

Tevhid Meali:

Onun ağacını, siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz?

73Vâkı'a : 73

نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ

Tevhid Meali:

Biz onu, hem bir hatırlatma/öğüt hem de ihtiyacı olanlara faydalanacakları bir metâ kıldık.

74Vâkı'a : 74

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟

Tevhid Meali:

O hâlde, büyük olan Rabbini ismiyle tesbih et.

75Vâkı'a : 75

فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِۙ

Tevhid Meali:

Yıldızların (doğup-battıkları) yerlerine yemin ederim.

76Vâkı'a : 76

وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ

Tevhid Meali:

Hiç şüphesiz, eğer bilirseniz (bu) büyük bir yemindir.

77Vâkı'a : 77

اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ

Tevhid Meali:

Hiç kuşkusuz o, Kur’ân-ı Kerim’dir.

78Vâkı'a : 78

ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ

Tevhid Meali:

(İnsanlardan) saklı (ve korunaklı) bir Kitap’ta yazılıdır.

79Vâkı'a : 79

لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ

Tevhid Meali:

O (Kitab’a) temizlenmiş olanlardan başkası dokunamaz.

80Vâkı'a : 80

تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

Tevhid Meali:

Âlemlerin Rabbi olan (Allah) tarafından indirilmiştir.

81Vâkı'a : 81

اَفَبِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ

Tevhid Meali:

Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?

82Vâkı'a : 82

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Tevhid Meali:

(Maddi ve manevi) rızkınıza, yalanlayarak mı teşekkür ediyorsunuz?!

83Vâkı'a : 83

فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ

Tevhid Meali:

Can boğaza gelip dayandığında,

84Vâkı'a : 84

وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ

Tevhid Meali:

Siz, o zaman bakıyor olacaksınız.

85Vâkı'a : 85

وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ

Tevhid Meali:

Biz ona, sizden daha yakınız fakat görmezsiniz.

86Vâkı'a : 86

فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَد۪ين۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Şayet ceza gününde, (iddia ettiğiniz gibi diriltilmeyecek ve) hesaba çekilmeyecekseniz

87Vâkı'a : 87

تَرْجِعُونَهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Tevhid Meali:

Şayet doğru söylüyorsanız, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize!

88Vâkı'a : 88

فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Şayet o, (Allah’a) yakın kılınanlardan ise,

89Vâkı'a : 89

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ

Tevhid Meali:

Rahatlık, rızık ve “Naîm Cenneti” vardır.

90Vâkı'a : 90

وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ

Tevhid Meali:

Şayet o Ashâbu’l Yemîn’dense,

91Vâkı'a : 91

فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ

Tevhid Meali:

Selam olsun sana ey Ashâb-ı Yemîn!

92Vâkı'a : 92

وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ

Tevhid Meali:

Ama o sapık yalanlayıcılardansa,

93Vâkı'a : 93

فَنُزُلٌ مِنْ حَم۪يمٍۙ

Tevhid Meali:

Kaynar sudan bir ziyafet,

94Vâkı'a : 94

وَتَصْلِيَةُ جَح۪يمٍۙ

Tevhid Meali:

Ve cehenneme atılma (onu bekler).

95Vâkı'a : 95

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَق۪ينِۚ

Tevhid Meali:

Şüphesiz ki bu, kesin olan hakkın ta kendisidir.

96Vâkı'a : 96

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ

Tevhid Meali:

O hâlde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

📖
Vâkı'a Suresi
Mishary Alafasy
🏠Ana Sayfa⚖️Ahkâm📜Sünnet📖Kur'an👑Mezhepler🔍Arama