بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Fıkıh ve İslam Hukuku Sözlüğü
Temel İslami kavramlar ve fıkhi terimler sözlüğü
Azimet
العَزِيمَةُMeşakkat veya özür dikkate alınmaksızın bütün mükellefler için konulan asli ve genel hükümlerdir.
Her şartta beş vakit namazın farz olması, Ramazan orucu.
Diyet
الدِّيَةُHaksız yere adam öldürme (hataen) veya yaralama suçlarında, can veya organ bedeli olarak mağdura veya varislerine ödenen maddi tazminattır.
Trafik kazasında hataen ölüme sebep olan kişinin maktulün ailesine kan bedeli ödemesi.
Ehl-i Hal ve'l-Akd
أَهْلُ الحَلِّ وَالعَقْدِİslam toplumunu temsil eden, ümmet adına kararlar alan, devlet başkanını seçme ve denetleme yetkisine sahip ileri gelen alimler ve yöneticiler heyeti.
Hulefa-yi Raşidin dönemindeki şura heyeti.
Farz-ı Ayn
فَرْضُ العَيْنِMükellef olan her Müslümanın bizzat kendisinin yapması gereken kesin şer'î yükümlülüktür.
Beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucu tutmak.
Farz-ı Kifaye
فَرْضُ الكِفَايَةِMüslümanların bir kısmı tarafından yerine getirildiğinde diğerlerinin üzerinden sorumluluğun kalktığı yükümlülüktür.
Cenaze namazı kılmak, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak.
Fetva
الفَتْوَىDini bir sorunun ehil bir alim (müftü) tarafından dini kurallara göre cevaplanması neticesinde ortaya çıkan hükümdür.
Kripto paralar hakkında verilen cevabi kararlar.
Had Cezaları
الحُدُودُKur'an veya Sünnet'te miktarı, şekli kesin olarak belirlenmiş olan ve toplum hakkı (Allah hakkı) gözetilen sabit cezalardır.
Zina, hırsızlık, iftira (kazf) ve sarhoşluk cezaları.
Haram
الحَرَامُDinen kesin ve bağlayıcı bir delille yapılması yasaklanan şeylerdir.
Şarap içmek, zina, faiz, adam öldürmek.
Havl-i Havelean
حَوَلَانُ الحَوْلِZekat verilecek malın nisap miktarına ulaşmasının üzerinden kesintisiz tam bir kameri yılın (354 gün) geçmesi şartıdır.
Bir kişinin elinde bulunan 100 gram altının zekatı için üzerinden 1 tam yıl geçmesini beklemesi.
İcma
الإِجْمَاعُHz. Peygamber'den sonraki herhangi bir devirde yaşayan müctehidlerin şer'î bir meselenin hükmü üzerinde ittifak etmeleridir.
Kur'an'ın bir mushaf halinde toplanmasının gerekliliği konusundaki icma.
İctihad
الاِجْتِهَادُŞer'i ameli hükümleri, tafsili delillerinden (Kur'an, Sünnet) çıkarmak için ehil kişinin bütün gayretini sarf etmesidir.
Banka kredileri veya organ nakli gibi yeni meselelerin dinî hükmünü ortaya koymak.
İddet
العِدَّةُKocasından boşanan veya kocası vefat eden bir kadının, yeni bir evlilik yapabilmek için beklemesi gereken süredir (nesebin karışmamasını temin içindir).
Kocası vefat eden kadının 4 ay 10 gün iddet beklemesi.
İfta
الإِفْتَاءُSorulan dini bir soruya (meseleye), Kur'an, Sünnet veya mezhep imamlarının ictihadları doğrultusunda cevap (fetva) verme işidir.
Müftünün veya ehliyetli bir alimin halkın sorularını cevaplaması.
İstihsan
الاِسْتِحْسَانُMüctehidin, bir meselede kıyas veya genel kurallardan daha kuvvetli gördüğü bir nass, icma veya zaruret sebebiyle kuraldan istisna yapmasıdır.
Unutarak yiyip içmenin orucu bozmaması (Kıyas aksini gerektirse de hadis sebebiyle).
Karz-ı Hasen
القَرْضُ الحَسَنُFaiz ve herhangi bir maddi çıkar gözetmeksizin, sadece Allah rızası için verilen güzel borçtur.
İhtiyaç sahibi birine 1 ay sonra geri ödemesi şartıyla faizsiz 10.000 TL vermek.
Kazâ
القَضَاءُAnlaşmazlıkların (husümetin) İslam hukuku mahkemesinde bir kadı (hakim) tarafından kesin karara bağlanmasıdır.
İki kişi arasındaki miras anlaşmazlığının mahkemece çözülmesi.
Kısas
القِصَاصُKasten adam öldüren veya yaralayan kimsenin, işlediği suçun dengiyle, misliyle cezalandırılmasıdır (Can'a can, göze göz).
Mahkeme kararıyla kasten cinayet işleyen kişinin idam edilmesi.
Kıyas
القِيَاسُKur'an ve Sünnette hükmü bulunmayan bir meselenin, aralarındaki ortak illet sebebiyle hükmü bilinen bir meseleye benzetilerek çözülmesidir.
Şarabın haramlık illetinin 'sarhoş edicilik' olmasından yola çıkarak uyuşturucu maddelerin de haram sayılması.
Maslahat-ı Mürsele
المَصْلَحَةُ المُرْسَلَةُHakkında nas veya icma bulunmayan durumlarda dinin genel maksatlarına (zarurat-ı hamse) uygun düşen kamu yararı gözetilerek hüküm verilmesidir.
Trafik kurallarının konulması, sicil ve tapu kayıtlarının tutulması.
Mehr
المَهْرُNikah akdi esnasında veya sonrasında, erkeğin kadına vermeyi taahhüt ettiği mal, para veya ekonomik değeri olan haktır.
Erkeğin, evleneceği kadına 50 gram altın mehir vermeyi kabul etmesi.
Mudarebe
المُضَارَبَةُSermayesi bir taraftan, emeği (işletmesi) diğer taraftan olmak üzere elde edilecek karın belirli oranlarda paylaşıldığı emek-sermaye ortaklığıdır.
Birikim sahibi birinin parasını ticaretten anlayan bir tüccara verip kârı %50-%50 paylaşmaları (zarar olursa sermayeden gider).
Mukallid
المُقَلِّدُDini meselelerin delillerini kendi başına çıkaramadığı için bir müctehidin görüşünü (mezhebini) taklit eden, ona uyan Müslümandır.
Günümüz Müslümanlarının büyük çoğunluğunun belirli bir mezhebe tabi olması.
Murabaha
المُرَابَحَةُBir malın maliyeti (alış fiyatı) üzerine belirli bir kar oranı eklenerek peşin veya vadeli olarak satılmasıdır (İslam bankacılığında yaygındır).
Banka veya satıcının 100.000 TL'ye aldığı evi kâr koyarak 120.000 TL'ye taksitle satması.
Mübah (Helal)
المُبَاحُŞari'in (Allah ve Resulünün) yapıp yapmamakta insanı serbest bıraktığı, dini bir sakıncası olmayan eylemlerdir.
Temiz ve helal yiyecekleri yemek, uyumak, yürümek.
Müctehid
المُجْتَهِدُİctihad yapabilecek ilmi seviyeye (Kur'an, Sünnet, icma, kıyas, lügat ve fıkıh usulü bilgisine) ulaşmış alimdir.
İmam Azam Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Ahmed bin Hanbel.
Müfsid
المُفْسِدُBaşlanmış olan bir ibadeti veya hukuki işlemi bozan, geçersiz kılan eylemdir.
Namazda gülmek, oruçlu iken kasten yemek yemek.
Müstehap (Mendup)
المُسْتَحَبُّDinen yapılması sevap olan, terki kınanmayan işler ve davranışlardır.
Pazartesi ve Perşembe oruçları, sadaka vermek.
Müşareke
المُشَارَكَةُİki veya daha fazla kişinin sermaye ve emeklerini birleştirerek kurdukları ticaret ortaklığıdır. Kar, anlaşılan oranda; zarar ise sermaye oranında paylaşılır.
Üç kişinin eşit sermaye koyarak şirket kurmaları.
Nikah
النِّكَاحُErkek ile kadının, şer'i şartlar dairesinde helal yoldan aile kurmalarını sağlayan, evlenme engeli olmayan taraflar arasındaki meşru akittir.
Şahitler huzurunda icap ve kabul ile evlenmek.
Nisap
النِّصَابُZekat veya fıtır sadakası verebilmek için dinin belirlediği asgari zenginlik ölçüsüdür.
Altın için 80.18 gram, koyun için 40 adet.
Ruhsat
الرُّخْصَةُZorluk veya mazeret (hastalık, yolculuk vb.) sebebiyle asli hükmün hafifletilmiş halidir.
Yolculukta (seferilikte) namazları kısaltmak, hastanın oruç tutmaması.
Sedd-i Zerai
سَدُّ الذَّرَائِعِKötülüğe (harama) giden yolların kapatılması prensibidir.
Faize götürecek şüpheli alışveriş türlerinin yasaklanması.
Sünnet-i Gayri Müekkede
سُنَّةٌ غَيْرُ مُؤَكَّدَةٌHz. Peygamber'in (s.a.v) bazen yapıp bazen terk ettiği ibadet ve davranışlardır.
İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetleri.
Sünnet-i Müekkede
سُنَّةٌ مُؤَكَّدَةٌHz. Peygamber'in (s.a.v) devamlı yaptığı, nadiren terk ettiği kuvvetli sünnetlerdir.
Sabah, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri.
Şuf'a (Önalım)
الشُّفْعَةُMüşterek bir malda (gayrimenkulde), paydaşlardan biri hissesini üçüncü bir kişiye sattığında, diğer paydaşın aynı bedel üzerinden o hisseyi öncelikle satın alma hakkıdır.
Ortak tarladan payını başkasına satan kişinin ortağının, araya girerek tarlayı öncelikli alması.
Ta'zir
التَّعْزِيرُKur'an ve Sünnet'te belirli bir ceza (had) öngörülmeyen suçlar için miktar ve şeklini belirlemenin hakime / devlete bırakıldığı ceza türüdür.
Dolandırıcılık veya rüşvet suçuna hapis veya para cezası verilmesi.
Tahrimen Mekruh
مَكْرُوهٌ تَحْرِيمًاHarama daha yakın olan, kuvvetli bir nassla yasaklanmamış olsa da yapılması kınanan işlerdir (Hanefi).
Güneş doğarken, zeval vaktinde veya batarken namaz kılmak.
Talak
الطَّلَاقُNikah bağının, kocanın kullandığı belirli sözlerle ve şer'i usullere uygun olarak çözülmesi, boşanmadır.
Kocanın eşine 'Seni boşadım' demesi (Sünni talak kurallarına riayet ederek).
Tenzihen Mekruh
مَكْرُوهٌ تَنْزِيهًاHelale daha yakın olan, dinen yapılması hoş karşılanmayan eylemlerdir.
Soğan veya sarımsak yiyerek mescide gitmek.
Vacip
الوَاجِبُFarz kadar kesin olmamakla birlikte yapılması kuvvetli bir delille istenen şer'î hükümdür (Hanefi usulüne göre).
Vitir namazı kılmak, kurban kesmek.
Vakıf
الوَقْفُBir malı veya mülkü, mülkiyetini şahıstan (Allah'a aidiyet üzere) çıkararak menfaatini süresiz olarak hayır ve ibadet yoluna tahsis etmektir.
Bir arsayı cami, medrese veya aşevi yapılması için hibe etmek.