بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
رَبِّ يَسِّرْ وَلاَ تُعَسِّرْ ، رَبِّ تَمِّمْ بِالْخَيْرِ
İslâm'da 100 Temel Hadis
Ahkâm, Fıkıh & Sünnet-i Seniyye Külliyatı
مَنْ حَفِظَ عَلَى أُمَّتِي أَرْبَعِينَ حَدِيثًا مِنْ أَمْرِ دِينِهَا بَعَثَهُ اللَّهُ فَقِيهًا
Dört Mezhebin ittifak ettiği 10 ana fıkıh sahasında Kütüb-i Sitte kaynaklı 100 nebevî nass; harekeli Arapça metinleri, Türkçe mealleri, tahrîc kaynakları, fıkhî hükümleri ve interaktif ezber motoru.
أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ أَنْ أَقُومَ عَلَى بُدْنِهِ وَأَنْ أَقْسِمَ جُلاَلَهَا وَجُلُودَهَا وَأَنْ لاَ أُعْطِيَ الْجَزَّارَ مِنْهَا شَيْئًا
“Resûlullah kurban derilerini dağıtmamı ve kasaba ücret olarak kurbandan bir şey vermememi emretti.”
Ameller Niyetlere Göredir
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى
“Ameller ancak niyetlere göredir ve her fert için niyet ettiği şey vardır.”
Bütün ibadetlerin (namaz, oruç, zekat) ve şer'i sözleşmelerin sıhhati kalbî niyete bağlıdır. Mecelle Md. 2'nin mesnedidir.
İslam'ın Beş Temel Esası
بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَالْحَجِّ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ
“İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Kelime-i Şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak.”
Dinin rükünleri olan temel farzların kat'î nass ile sınırlandırılması ve inkarının küfür sayılması.
Helal ve Haram Bellidir, Şüphelilerden Kaçının
إِنَّ الْحَلاَلَ بَيِّنٌ وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ وَبَيْنَهُمَا مُشْتَبِهَاتٌ لاَ يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ
“Helal bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Şüphelilerden sakınan dinini ve ırzını korumuş olur.”
Fıkıhta verâ ve ihtiyat kaidesi; şüphe ve tereddüt anında helalliği kesin olmayan şeylerden kaçınmanın asıl olması.
Dinde Sonradan Çıkarılan Bid'atlerin Merdudiyeti
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ فِيهِ فَهُوَ رَدٌّ
“Kim bizim bu din işimizde onda bulunmayan bir şey ihdas ederse, o merduttur (reddedilmiştir).”
İbadet sahasında Kitap ve Sünnet'e dayanmayan bid'atlerin batıl oluşu ve ibadet olarak kabul edilemeyeceği.
Cibrîl Hadisi: İman, İslam ve İhsan
أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ
“İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira sen O'nu görmesen de O seni görmektedir.”
Fıkhî amellerin şekli şartlarının ötesinde bâtınî ihlas ve murakabe şuuruyla ifa edilmesinin gerekliliği.
Din Samimiyettir (en-Nasîha)
الدِّينُ النَّصِيحَةُ، قُلْنَا: لِمَنْ؟ قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ
“Din samimiyettir (ihlâs ve öğüttür). Kime karşı dedik; 'Allah'a, Kitabı'na, Resûlü'ne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müminlere' buyurdu.”
Emr-i bi'l-ma'rûf nehy-i ani'l-münker vecibesinin ve idarecilere hakkı tavsiye etmenin farziyeti.
Kendisi İçin İstediğini Mümin Kardeşi İçin İstemek
لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
“Sizden biriniz, kendisi için arzu ettiğini mümin kardeşi için de arzu etmedikçe kâmil manada iman etmiş olmaz.”
İslam kardeşliği hukuku; hile, haset, haksız rekabet ve tekelcilik gibi zararların haram kılınması.
Kişinin Kendisini İlgilendirmeyen Şeyleri Terki (Mâ Lâ Ya'nî)
مِنْ حُسْنِ إِسْلاَمِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لاَ يَعْنِيهِ
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen (dünya ve ahiretine faydası olmayan) şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”
Gıybet, dedikodu, malayani söz ve haram merakın fıkhen men edilmesi.
Kalpteki İman ve Amellerin Yeri
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ
“Şüphesiz ki Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; lâkin kalplerinize ve amellerinize bakar.”
Şeriatte zâhirî şeklin yanında kalbî takva ve niyetin amelin sıhhatine tesiri.
Şirkten Sakınma ve Tevhid
أَيُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ؟ قَالَ: أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهُوَ خَلَقَكَ
“Hangi günah en büyüktür? Buyurdu ki: 'Seni yaratmış olduğu halde Allah'a şirk (ortak) koşmandır.'”
Şirkin affedilmeyen en büyük itikadi cürüm olması; akaidin temel esası tevhid.
Temizlik İmanın Yarısıdır
الطُّهُورُ شَطْرُ الإِيمَانِ
“Temizlik (maddî ve şer'î tahâret) imanın yarısıdır.”
Namazın sıhhati için hadesten taharetin (abdest/gusül) ve necasetten taharetin farz kılınması.
Abdest Bozulunca Namazın İadesi
لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ صَلاَةَ أَحَدِكُمْ إِذَا أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ
“Sizden biri abdesti bozulduğu zaman, yeniden abdest alıncaya kadar Allah onun namazını kabul etmez.”
Abdestin namazın sıhhat şartı (dış farzı) olması; abdestsiz kılınan namazın batıl sayılması.
Mestler Üzerine Meshetme Ruhsatı
مَسَحَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الْخُفَّيْنِ
“Resûlullah (s.a.v.) abdest alırken mestleri üzerine meshetti.”
Abdestli olarak giyilen mestler üzerine mukim için 1 gün 1 gece, seferî için 3 gün 3 gece meshetmenin sünnet ve cevazı.
Şüphe ile Abdest Bozulmaz
لاَ يَنْصَرِفْ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ رِيحًا
“Bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça (abdestinin bozulduğundan kesin emin olmadan) namazdan çıkmasın.”
Mecelle Md. 4'ün esası: 'Şek ile yakîn zâil olmaz.' Abdestten emin olan vesveseyle abdestsiz sayılamaz.
Misvak Kullanmanın Fazileti ve Hükmü
لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لَأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ
“Ümmetime zorluk vermekten endişe etmeseydim, her namaz öncesinde misvak kullanmalarını emrederdim.”
Ağız ve diş temizliğinin sünnet-i müekkede oluşu; ibadete nezafetle girmenin fıkhî müstehaplığı.
Su Bulunamadığında Teyemmüm
وَجُعِلَتْ لِيَ الأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا
“Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici (tahûr) kılındı.”
Su bulunamadığında veya hastalık sebebiyle kullanılamadığında temiz toprakla teyemmüm edilmesinin meşruiyeti.
Deniz Suyunun Temizliği ve Deniz Avı
هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ، الْحِلُّ مَيْتَتُهُ
“Deniz; suyu temizleyici, ölüsü (balık ve deniz avı) ise helal olandır.”
Tuzlu deniz suyu ile abdest ve guslün geçerli oluşu; deniz canlılarının tezkiye (boğazlama) gerekmeksizin helalliği.
Cenabetten Guslün Farziyeti
إِذَا جَلَسَ بَيْنَ شُعَبِهَا الأَرْبَعِ ثُمَّ مَسَّ الْخِتَانُ الْخِتَانَ فَقَدْ وَجَبَ الْغُسْلُ
“Hitan hitana kavuştuğunda (cima vuku bulduğunda), inzal olmasa dahi gusül farz olur.”
Meni gelmese dahi cinsel birleşmeyle guslün farz oluşu (Dört Mezhebin ittifakı).
Necaset Bulaşan Elbisenin Yıkanması
تَحُتُّهُ ثُمَّ تَقْرُصُهُ بِالْمَاءِ ثُمَّ تَنْضَحُهُ ثُمَّ تُصَلِّي فِيهِ
“Elbisesine hayız kanı bulaşan kadın; onu kazısın, parmaklarıyla su ile ovalasın, sonra yıkasın ve onunla namaz kılsın.”
Hakiki necasetin su ile giderilmesinin farziyeti; eser ve koku kalmasının affedilen ruhsat sayılması.
Fıtrat Süneni: Beden Temizliği
الْفِطْرَةُ خَمْسٌ: الْخِتَانُ، وَالاِسْتِحْدَادُ، وَقَصُّ الشَّارِبِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَنَتْفُ الآبَاطِ
“Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek ve koltuk altını temizlemek.”
Beden temizliğinin sünnet ve müstehap hükümleri; 40 günü aşacak şekilde terk edilmesinin mekruhluğu.
Gözümün Nuru Namaz
وَجُعِلَتْ قُرَّةُ عَيْنِي فِي الصَّلاَةِ
“Namaz gözümün nuru kılındı.”
Namazın müminin miracı ve dinin direği olması; terkinin haramlığı.
Beni Nasıl Namaz Kılıyor Görüyorsanız Öyle Kılın
صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي
“Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, siz de öyle namaz kılın.”
Namazın bütün rükün ve sünnetlerinin Resûlullah'ın (s.a.v.) tatbikatından tevkîfî olarak alınması kaidesi.
Cemaatle Namazın 27 Kat Fazileti
صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ صَلاَةَ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً
“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”
Beş vakit namazı cemaatle kılmanın Hanefîlerde sünnet-i müekkede (vâcib derecesinde), Hanbelîlerde erkekler için farz oluşu.
Fâtiha Sûresi Olmadan Namaz Olmaz
لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ
“Fâtihasız (Fâtiha sûresini okumayan kimsenin) namazı yoktur.”
Cumhûr fukahâya göre Fâtiha namazın rüknü/farzıdır; Hanefîlere göre farz olan mutlak kıraattir, Fâtiha ise vâciptir.
Namazda Tadil-i Erkânın Farziyeti
ارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ
“(Hızlı ve rükûsuz kılan kimseye) Dön ve yeniden kıl, zira sen namaz kılmış olmadın!”
Rükû, secde, kavme ve celsede sükûnet bulmanın (tadil-i erkân) İmâm Ebû Yûsuf ve Cumhûra göre farz, İmâm-ı Âzam'a göre vacip oluşu.
Kaza Namazının Vücubiyeti (Unutma ve Uyku)
مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا، لاَ كَفَّارَةَ لَهَا إِلاَّ ذَلِكَ
“Bir namazı unutan veya uyuyup geçiren kimse, onu hatırladığı anda kılsın. Zira onun bundan başka keffâreti yoktur.”
Vaktinde kılınamayan farz namazların kaza edilmesinin farz oluşu ve keffaretinin ancak fiilen kılmak olduğu.
Seferîlikte Namazların Kısaltılması (Kasr-ı Salât)
فُرِضَتِ الصَّلاَةُ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ فِي الْحَضَرِ وَالسَّفَرِ، فَأُقِرَّتْ صَلاَةُ السَّفَرِ وَزِيدَ فِي صَلاَةِ الْحَضَرِ
“Namaz ikişer rekat olarak farz kılındı. Sonra sefer namazı iki rekat olarak bırakıldı, hazar namazı ise dörde çıkarıldı.”
Seferî olan kimsenin dört rekatlık farzları iki rekat kılmasının (kasr) meşruiyeti; Hanefîlerde azimet/vâcip, Cumhûrda ruhsat oluşu.
Namazı Vaktinde Kılmanın Fazileti
أَيُّ الْعَمَلِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ؟ قَالَ: الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا
“Allah'a en sevimli olan amel hangisidir? Buyurdu ki: 'Vaktinde kılınan namazdır.'”
Namaz için vaktin şart oluşu; mazeretsiz vaktinden sonraya tehir etmenin büyük günah sayılması.
Cuma Namazının Farziyeti ve Terk Edenin Mührü
لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ، أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ
“Birtakım kimseler Cuma namazlarını terk etmekten vazgeçsinler, yoksa Allah onların kalplerini mühürler de gafillerden olurlar!”
Hür, mukim ve sıhhatli erkeklere Cuma namazının farz-ı ayn oluşu; mazeretsiz terkinin haramlığı.
Namazda Yanılma ve Sehiv Secdesi
إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَتِهِ فَلَمْ يَدْرِ كَمْ صَلَّى فَلْيَبْنِ عَلَى مَا اسْتَيْقَنَ ثُمَّ يَسْجُدْ سَجْدَتَيْنِ
“Sizden biri namazında şüpheye düşüp üç mü dört mü kıldığını bilemezse, kesin bildiği az rekatı esas alsın ve selamdan önce iki secde (sehiv secdesi) yapsın.”
Namazın vaciplerinden birinin sehven terki veya tehirinde sehiv secdesi yapmanın vacip oluşu.
Zekâtın Farziyeti ve Zenginlerden Alınıp Fakirlere Verilmesi
فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ اللَّهَ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً فِي أَمْوَالِهِمْ تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ وَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ
“Onlara bildir ki, Allah mallarında zekâtı farz kılmıştır. Bu zekât, onların zenginlerinden alınır ve fakirlerine verilir.”
Zekâtın farziyeti, mükellefiyeti (nisap sahibi zenginler) ve sarf yerinin muhtaç müminler olduğu kaidesi.
Nisap Miktarına Ulaşmayan Mala Zekât Yoktur
لَيْسَ فِيمَا دُونَ خَمْسَةِ أَوْسُقٍ صَدَقَةٌ، وَلاَ فِي دُونِ خَمْسِ ذَوْدٍ صَدَقَةٌ، وَلاَ فِي دُونِ خَمْسِ أَوَاقٍ صَدَقَةٌ
“Beş veskten az ziraat mahsulünde, beş deveden azında ve beş ukiyye (200 dirhem / 80 gr altın) gümüşten azında zekât yoktur.”
Zekâtın vücubiyeti için nisap şartı (altında 80.18 gr / 20 miskal, gümüşte 595 gr, 5 deve vb.).
Üzerinden Bir Yıl Geçme Şartı (Havale-i Havl)
لاَ زَكَاةَ فِي مَالٍ حَتَّى يَحُولَ عَلَيْهِ الْحَوْلُ
“Bir malın üzerinden bir yıl (kameri sene) geçmedikçe onda zekât farz olmaz.”
Nakit para, ticaret malları ve en'âm zekâtında nisabın üzerinden 1 tam kameri yılın geçmesi şartı.
Ziraat Mahsullerinin Zekâtı (Öşür)
فِيمَا سَقَتِ السَّمَاءُ وَالْعُيُونُ أَوْ كَانَ عَثَرِيًّا الْعُشْرُ، وَفِيمَا سُقِيَ بِالنَّضْحِ نِصْفُ الْعُشْرِ
“Yağmur ve pınar sularıyla sulanan arazide onda bir (öşür), masraflı sulama aletleriyle sulananda ise yirmide bir (yarım öşür) verilir.”
Toprak mahsullerinde zekât (öşür) oranları: Emeksiz sulamada %10, masraflı sulamada %5 verilmesi.
Veren El Alan Elden Üstündür
الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el, alan elden daha hayırlı ve üstündür.”
İslam'da çalışıp helalinden kazanmanın ve infak eden mevkiinde bulunmanın teşviki; dilenciliğin mekruhluğu.
Fıtır Sadakası (Fitre) Farziyeti
فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَكَاةَ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ عَلَى كُلِّ حُرٍّ أَوْ عَبْدٍ
“Resûlullah (s.a.v.) hür veya köle, kadın veya erkek her Müslüman üzerine fitreyi bir sâ' hurma veya arpadan farz kıldı.”
Ramazan Bayramı sabahına kavuşan nisap sahibi her Müslümanın ailesi fertleri için fitre vermesinin vâcip/farz oluşu.
Sadaka-i Câriye: Sevabı Kesilmeyen Üç Amel
إِذَا مَاتَ الإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثَةٍ: إِلاَّ مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
“İnsan ölünce üç amel hariç ameli kesilir: Sadaka-i câriye (vakıf/çeşme/cami), faydalanılan ilim veya ona dua eden salih evlat.”
Vakıf hukukunun ve sadaka-i cariye müessesesinin İslam medeniyetindeki meşruiyeti ve teşviki.
Her İyilik Bir Sadakadır
كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ
“Her meşru iyilik (mâruf fiil) bir sadakadır.”
Maddi imkanı olmayanların da güler yüz, yol gösterme, tebessüm ve emr-i bi'l-maruf ile sadaka sevabı kazanması.
Sadaka Malı Asla Eksiltmez
مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ
“Sadaka vermek hiçbir malı eksiltmez.”
Zekât ve infakın malı bereketlendirip arındırması; cimrilik ve zekât kaçırmanın manevi helak sebebi olması.
Zekât Verilmeyen Malın Ahiretteki Azabı
مَنْ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَلَمْ يُؤَدِّ زَكَاتَهُ مُثِّلَ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ شُجَاعًا أَقْرَعَ
“Kime Allah mal verir de zekâtını ödemezse, kıyamet gününde o mal zehirli bir yılan suretinde boynuna dolanır.”
Zekât vermemenin hem dünyevi kazaen hacr ve cezayı, hem de uhrevi şiddetli azabı gerektirmesi.
Oruç Bir Kalkandır
الصِّيَامُ جُنَّةٌ فَلاَ يَرْفُثْ وَلاَ يَجْهَلْ
“Oruç bir kalkandır. Oruçlu kimse kötü söz söylemesin, cahillik edip kavga çıkarmasın.”
Orucun rükün ve edebleri; oruçlunun ahlaki fenalıklardan kendini korumasının vücubiyeti.
Hilali Görünce Oruç Tutun, Görünce Bayram Edin
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ
“Hilali görünce oruca başlayın, hilali görünce bayram edin. Hava kapalı olursa ayı otuza tamamlayın.”
Rü'yet-i hilâl ilkesi; Ramazan ve Şevval aylarının girişinde hilal gözetlemenin farz-ı kifaye oluşu.
Sahur Yapmanın Bereketi
تَسَحَّرُوا فَإِنَّ فِي السَّحُورِ بَرَكَةً
“Sahur yapınız, zira sahurda bereket vardır.”
Sahura kalkmanın sünnet-i müekkede oluşu; imsak vaktine yakın geciktirilmesinin müstehaplığı.
İftarda Acele Etmenin Müstehaplığı
لاَ يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ
“İnsanlar iftarı acele ettikleri (vakti girince geciktirmedikleri) sürece hayır üzere kalırlar.”
Güneş battığından emin olunduğu anda iftar etmenin sünnet oluşu; iftarı yıldızlar çıkıncaya tehirin mekruhluğu.
Unutarak Yiyip İçen Kimsenin Orucu
مَنْ نَسِيَ وَهُوَ صَائِمٌ فَأَكَلَ أَوْ شَرِبَ فَلْيُتِمَّ صَوْمَهُ، فَإِنَّمَا أَطْعَمَهُ اللَّهُ وَسَقَاهُ
“Oruçlu olduğunu unutup yiyip içen kimse orucunu tamamlasın. Zira onu Allah yedirmiş ve içirmiştir.”
Unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığı; kaza ve keffaret gerektirmediği (Dört Mezhep ittifakı).
Bile Bile Oruç Bozanın Keffareti
هَلْ تَجِدُ رَقَبَةً تُعْتِقُهَا؟ قَالَ: لاَ. قَالَ: فَهَلْ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَصُومَ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ؟
“Ramazanda kasten oruç bozan kimseye Resûlullah: 'Köle azat edecek gücün var mı? İki ay peş peşe oruç tutabilir misin? Altmış fakiri doyurabilir misin?' buyurdu.”
Ramazan orucunu bilerek cinsi münasebet veya gıdayla bozan mükellefin 60 gün peş peşe keffaret orucu tutma mükellefiyeti.
Yalanı Bırakmayanın Aç Kalmasına Allah'ın İhtiyacı Yoktur
مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ
“Kim yalan sözü ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, onun yiyip içmesini terk etmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur.”
Orucun fıkhî kemalatı; günahların orucun sevabını yok ettiği, ancak fıkhî açıdan kazanın gerekmediği.
Geceden Niyet Şartı
مَنْ لَمْ يُجْمِعِ الصِّيَامَ قَبْلَ الْفَجْرِ فَلاَ صِيَامَ لَهُ
“Fecir doğmadan önce geceden oruca niyetlenmeyen kimsenin orucu geçerli olmaz.”
Kaza ve keffaret gibi muayyen olmayan oruçlarda geceden niyetin farz oluşu; Ramazan orucunda zevale kadar cevazı.
Ramazanın Son On Gününde İtikâf Sünneti
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ
“Resûlullah (s.a.v.) vefat edinceye kadar her Ramazanın son on gününde camide itikâfa girerdi.”
Ramazanın son on gününde itikâfa girmenin sünnet-i müekkede-i kifâye oluşu.
Şevval Ayında Altı Gün Oruç
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ
“Kim Ramazan orucunu tutar, sonra ona Şevvalden altı gün eklerse, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.”
Ramazan sonrasında Şevval ayı içinde 6 gün nafile oruç tutmanın müstehaplığı.
Hac Ömürde Bir Kere Farzdır
الْحَجُّ مَرَّةٌ فَمَنْ زَادَ فَهُوَ تَطَوُّعٌ
“Hac ömürde bir defadır. Kim birden fazla yaparsa o nafiledir.”
Şartlarını taşıyan mükellefe haccın ömründe bir kere farz-ı ayn oluşu; mükerrer hacların nafile sayılması.
Hac İbadetinin Özü Arafat'tır
الْحَجُّ عَرَفَةُ
“Hac Arafat'tır (Haccın en mühim rüknü Arafat vakfesidir).”
Arefe günü zeval vaktinden bayram sabahına kadar Arafat'ta bir an dahi bulunmayanın haccının fâsid/batıl olması.
Menâsikin Resûlullah'tan Alınması
لِتَأْخُذُوا مَنَاسِكَكُمْ فَإِنِّي لاَ أَدْرِي لَعَلِّي لاَ أَحُجُّ بَعْدَ حَجَّتِي هَذِهِ
“Hac menâsikini (tavaf, sa'y, şeytan taşlama usullerini) benden öğrenip alınız!”
Hac ve Umrenin rükün ve vaciplerinin Peygamberimiz'in Vedâ Haccı tatbikatına mutlak uyum zorunluluğu.
Mabrûr Haccın Karşılığı Cennettir
وَالْحَجُّ الْمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلاَّ الْجَنَّةُ
“Kabul olunmuş ve günah karışmamış mebrûr bir haccın mükâfatı ancak cennettir.”
Helal kazançla, riyadan uzak ve fıkıh ahkâmına harfiyen riayetle yapılan haccın fazileti.
İhram Yasakları: Dikişli Elbise ve Koku
لاَ يَلْبَسُ الْقَمِيصَ وَلاَ الْعَمَائِمَ وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ وَلاَ الْبَرَانِسَ وَلاَ الْخِفَافَ
“İhramlı erkek gömlek, sarık, pantolon, cübbe ve mest giyemez; üzerine koku süremez.”
Erkekler için dikişli elbisenin ihram yasağı olması; ihlalinde dem (kurban) veya sadaka keffaretinin gerekmesi.
Kurban Kesmenin Hükmü ve Terkinin Keraheti
مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمْ يُضَحِّ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مُصَلاَّنَا
“İmkânı olup da kurban kesmeyen kimse, bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!”
Nisap sahibi zengine Kurban Bayramı günlerinde udhiyye kurbanı kesmenin Hanefîlerde vacip, Cumhûrda sünnet-i müekkede oluşu.
Kurban Edilecek Hayvanın Kusursuzluğu
أَرْبَعٌ لاَ تَجُوزُ فِي الأَضَاحِي: الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا، وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا، وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا، وَالْكَسِيرَةُ الَّتِي لاَ تُنْقِي
“Dört kusur kurbana mani olur: Körlüğü açık bir gözlü hayvan, hastalığı bariz hasta, topallığı bariz topal ve iliği kalmamış zayıf.”
Kurban edilecek hayvanda bulunması caiz olmayan fıkhî ayıplar; kurbanın sıhhat şartları.
Kurbanda Ortaklık Sınırları
نَحَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ الْبَدَنَةَ عَنْ سَبْعَةٍ، وَالْبَقَرَةَ عَنْ سَبْعَةٍ
“Hudeybiye yılında Resûlullah ile beraber deveyi de sığırı da yedi kişi adına kurban kestik.”
Büyükbaş hayvanlara (sığır, manda, deve) 1'den 7 kişiye kadar ortak olunabilmesi; küçükbaşın ise sadece 1 kişi adına kesilmesi.
Kurban Eti ve Derisinin Satılamayacağı
أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ أَنْ أَقُومَ عَلَى بُدْنِهِ وَأَنْ أَقْسِمَ جُلاَلَهَا وَجُلُودَهَا وَأَنْ لاَ أُعْطِيَ الْجَزَّارَ مِنْهَا شَيْئًا
“Resûlullah kurban derilerini dağıtmamı ve kasaba ücret olarak kurbandan bir şey vermememi emretti.”
Kurban derisi veya etinin satılmasının caiz olmaması; kasap ücretinin kurban etinden mahsup edilemeyeceği.
Ramazanda Yapılan Umrenin Hacca Denk Fazileti
عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَقْضِي حَجَّةً أَوْ حَجَّةً مَعِي
“Ramazan ayında yapılan bir umre, bir hacca (veya benimle yapılmış bir hacca) denktir.”
Ramazan ayında yapılan umrenin fazilet ve sevabının büyüklüğü; ancak farz olan haccın borcunu düşürmeyeceği.
Faizin (Riba) Kesin Haramlığı ve Lanetlenmesi
لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ آكِلَ الرِّبَا، وَمُؤْكِلَهُ، وَكَاتِبَهُ، وَشَاهِدَيْهِ، وَقَالَ: هُمْ سَوَاءٌ
“Resûlullah (s.a.v.) faiz yiyeni, yedireni, yazan katibini ve iki şahidini lanetledi ve 'Onlar günahta eşittir' buyurdu.”
Faizin her çeşidinin (nesîe, fazl) haramlığı; faizli akitlerde aracılık ve şahitlik yapmanın da haram olması.
Bizi Aldatan Bizden Değildir
مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا
“Bizi aldatan bizden değildir!”
Ticarette malın kusurunu gizlemenin, hile yapmanın, sahte etiket ve gramaj hırsızlığının kesin haramlığı.
Alışverişte Muhayyerlik (Hıyâru'l-Meclis)
الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا، فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا
“Satıcı ve alıcı meclisten ayrılmadıkça akdi bozup bozmamakta muhayyerdirler. Doğru söyler ve ayıpları açıklarlarsa kazançları bereketlenir.”
Akit meclisinde tarafların vazgeçme hakkı (Şâfiîlerde meclis muhayyerliği); dürüstlüğün akdin sıhhat şartı olması.
Garar ve Belirsizlik İçeren Satışların Yasaklığı
نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ بَيْعِ الْحَصَاةِ وَعَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ
“Resûlullah (s.a.v.) çakıl taşı atarak yapılan satışı ve garar (aşırı belirsizlik/risk) içeren satışı yasakladı.”
Teslimi imkansız veya niteliği meçhul malların satışının (garar) fâsid/batıl olması; modern türev ve kumar işlemlerinin illeti.
Sahip Olunmayan Malın Satılamayacağı
لاَ تَبِعْ مَا لَيْسَ عِنْدَكَ
“Yanında ve mülkiyetinde bulunmayan bir malı satma!”
Kabz edilmeyen ve maliki olunmayan şeyin satılamaması; açığa satışın fıkhen batıl oluşu (Selem ve İstisnâ istisnadır).
Borç Ödemeyi Gücü Yettiği Halde Geciktirmek Zulümdür
مَطْلُ الْغَنِيِّ ظُلْمٌ
“Zengin ve ödeme gücü olan kimsenin borcunu geciktirmesi bir zulümdür.”
Mazeretsiz borç ertelemenin haramlığı; alacaklının mahkemeye müracaatla borçluyu hacr altına aldırma hakkı.
İşçinin Ücretini Alın Teri Kurumadan Veriniz
أَعْطُوا الأَجِيرَ أَجْرَهُ قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ
“İşçiye ücretini, alın teri kurumadan önce veriniz!”
İcâre (iş ve emek) akdinde hak edilen ücretin geciktirilmeksizin tam olarak ödenmesinin fıkhî vücubiyeti.
Karaborsacılığın (İhtikâr) Haramlığı
لاَ يَحْتَكِرُ إِلاَّ خَاطِئٌ
“Karaborsacılığı (halkın ihtiyacı olan gıdayı fiyatı yükselsin diye istiflemeyi) ancak günahkar kimse yapar!”
Temel gıda maddelerinde ihtikârın haramlığı; hâkimin karaborsacının malını piyasa rayiciyle zorla sattırma yetkisi (Hisbe).
Zarar ve Külfet Olmadan Kâr Olmaz (Harâc Bizzamân)
الْخَرَاجُ بِالضَّمَانِ
“Gelir ve kâr, malın hasar ve telef olma sorumluluğuna (riske) tâbidir.”
Mecelle Md. 87: 'El-Gürmü bi'l-günm.' Risk üstlenmeyene kâr payı verilmesinin caiz olmayışı (faizsiz finansın kuralı).
Doğru ve Güvenilir Tüccarın Makamı
التَّاجِرُ الصَّدُوقُ الأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ
“Doğru ve güvenilir tüccar; kıyamet günü peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”
Dürüst ticaretin bir ibadet derecesinde faziletli oluşu; şeriat ahkâmına riayetle helal kazanmanın önemi.
Gençlere Evlilik Tavsiyesi
يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ
“Ey gençler topluluğu! Kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin; zira evlilik gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder.”
Evliliğe gücü yetenin evlenmesinin sünnet-i müekkede, harama düşme tehlikesi olan için ise farz/vacip oluşu.
Eş Seçiminde Dindarlığın Esas Alınması
تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ لِأَرْبَعٍ: لِمَالِهَا وَلِحَسَبِهَا وَجَمَالِهَا وَلِدِينِهَا، فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ
“Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç ki huzur bulasın.”
Nikâhta küfüv (denklik) ve dindarlık tercihi; ailenin sağlam temeller üzerine kurulmasının meşruiyeti.
Nikâhın Şahitlerle İlan Edilmesi
لاَ نِكَاحَ إِلاَّ بِوَلِيٍّ وَشَاهِدَيْ عَدْلٍ
“Velisiz ve iki adil şahit bulunmaksızın sahih bir nikâh akdi olmaz.”
Nikâh akdinin sıhhati için en az iki adil şahidin hazır bulunmasının farz şart olması; gizli nikâhın batıllığı.
En Hayırlınız Ailesine En Hayırlı Olandır
خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِأَهْلِهِ وَأَنَا خَيْرُكُمْ لِأَهْلِي
“Sizin en hayırlınız, ailesine ve eşine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.”
Erkeğin eşine karşı hüsn-i muamele ile mükellef oluşu; aile içi şiddet ve zulmün haramlığı.
Kadınların Nafaka ve Giyecek Hakkı
أَنْ تُطْعِمَهَا إِذَا طَعِمْتَ، وَتَكْسُوَهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ، وَلاَ تَضْرِبِ الْوَجْهَ وَلاَ تُقَبِّحْ
“Eşinin senin üzerindeki hakkı: Yediğinden yedirmen, giydiğinden giydirmen, yüzüne vurmaman ve onu aşağılamamandır.”
Kocanın eşinin meşru nafakasını, meskenini ve kisvesini (giyimini) temin etmesinin farz oluşu.
Helaller İçinde Allah'ın En Sevmediği Şey: Talak (Boşanma)
أَبْغَضُ الْحَلاَلِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى الطَّلاَقُ
“Helaller içerisinde Allah'a en sevimsiz olanı boşanmaktır (talaktır).”
Talakın meşru olmakla birlikte sebepsiz yere başvurulmasının tahrîmen mekruh sayılması.
Mehirde Kolaylık Sağlanması
أَعْظَمُ النِّكَاحِ بَرَكَةً أَيْسَرُهُ مَئُونَةً
“Nikâhın en bereketli olanı, külfeti ve mehri en kolay ve mütevazı olanıdır.”
Mehir kadının kesin şer'î hakkı olmakla birlikte fahiş mehir talep edilmesinin mekruhluğu.
Süt Akrabalığının Harâmlığı
يَحْرُمُ مِنَ الرَّضَاعِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ
“Nesep (kan) bağı ile haram olan her evlilik engeli, süt bağı ile de haram olur.”
Süt emzirmeyle oluşan hısımlığın nikâh engeli (muharremât) teşkil etmesi kuralı.
Anne Babaya İhsan ve Cennetin Müjdesi
مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ صَحَابَتِي؟ قَالَ: أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أُمُّكَ، ثُمَّ أَبُوكَ
“İnsanlar arasında iyi davranmama en layık olan kimdir? Buyurdu ki: 'Annendir, sonra annendir, sonra annendir, sonra babandır.'”
Anne ve babaya itaatin ve nafakasını temin etmenin evlat üzerine farz; isyanın büyük günah oluşu.
Sıla-i Rahmi Kesen Cennete Giremez
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعُ رَحِمٍ
“Akrabalık bağlarını koparan (sıla-i rahmi terk eden) kimse cennete giremez.”
Akrabayı ziyaret etmenin, gözetmenin ve nafakaya muhtaç yetimleri korumanın fıkhî vücubiyeti.
İspat Yükümlülüğü ve Yemin Kaidesi
الْبَيِّنَةُ عَلَى الْمُدَّعِي، وَالْيَمِينُ عَلَى مَنْ أَنْكَرَ
“Delil getirmek iddia sahibine (davacıya), yemin etmek ise inkar edene (davalıya) aittir.”
Mecelle Md. 76'nın doğrudan mesnedi; İslam muhakeme ve kaza hukukunun ana ispat kuralı.
Kanlar, Mallar ve Irzlar Masumdur (Vedâ Hutbesi)
إِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا
“Şüphesiz ki kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız bu mukaddes gününüz gibi birbirinize haram ve dokunulmazdır.”
İslam'da temel insan haklarının dokunulmazlığı; can, mal ve namusa tecavüzün mutlak haramlığı.
Zarar Vermek ve Zarara Zararla Mukabele Yasaktır
لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ
“İslam'da zarar vermek de, zarara zararla karşılık vermek de yoktur.”
Mecelle Md. 19 ve beş büyük fıkıh kaidesinden biri; bütün tazminat ve haksız fiil hukukunun temeli.
Hâkimin Öfkeli İken Hüküm Vermesinin Yasaklığı
لاَ يَقْضِيَنَّ حَكَمٌ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ
“Hiçbir hâkim (kāzî), öfkeli olduğu halde iki kişi arasında hüküm vermesin!”
Hâkimin tarafsız ve sakin bir zihinle yargılama yapmasının şart oluşu; adab-ı kaza kuralı.
Haksız Gasp Edilen Malın Tazmini
عَلَى الْيَدِ مَا أَخَذَتْ حَتَّى تُؤَدِّيَهُ
“Elin aldığı şey, onu sahibine geri verinceye kadar o elin sorumluluğu ve teminatı altındadır.”
Gasp, hırsızlık veya emanete tecavüz edilen malın tazmin edilmesinin farz oluşu; zilyetlik sorumluluğu.
Yalancı Şahitliğin En Büyük Günahlardan Oluşu
أَلاَ وَقَوْلُ الزُّورِ، أَلاَ وَشَهَادَةُ الزُّورِ
“Dikkat edin! En büyük günahların biri de yalan söz ve yalancı şahitliktir!”
Yalancı şahitlikle elde edilen hükmün bâtıllığı; şahidin adalet vasfını yitirerek fâsık olması.
Rüşvet Alan da Veren de Cehennemdedir
لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي
“Allah'ın laneti rüşvet alanın ve rüşvet verenin üzerinedir.”
Adaleti saptırmak için verilen ve alınan her türlü rüşvetin kesin haramlığı; Mecelle Md. 34'ün esası.
Şüphe Durumunda Hadd Cezalarının Düşürülmesi
ادْرَءُوا الْحُدُودَ عَنِ الْمُسْلِمِينَ مَا اسْتَطَعْتُمْ، فَإِنْ كَانَ لَهُ مَخْرَجٌ فَخَلُّوا سَبِيلَهُ
“Gücünüz yettiğince hadd cezalarını şüphelerle savuşturunuz. Bir çıkış yolu varsa sanığı serbest bırakınız.”
Ceza hukukunda 'şüpheden sanık yararlanır' kaidesi; şüphe halinde hadd cezasının tazir cezasına dönüşmesi.
Zalim de Olsa Mazlum da Olsa Kardeşine Yardım Et
انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا، فَقَالَ: أَنْصُرُهُ مَظْلُومًا، فَكَيْفَ أَنْصُرُهُ ظَالِمًا؟ قَالَ: تَحْجُزُهُ عَنِ الظُّلْمِ
“Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et. Zalime nasıl yardım edilir? 'Onu zulümden alıkoyarak' buyurdu.”
Zulme engel olmanın hukuki ve ahlaki bir vecibe oluşu; meşru müdafaa ve emr-i bi'l-maruf esası.
Müctehidin İbtilası ve Ecri
إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ، وَإِذَا حَكَمَ فَاجْتَهَدَ ثُمَّ أَخْطَأَ فَلَهُ أَجْرٌ
“Hâkim (müctehid) hüküm verirken içtihat eder de isabet ederse iki ecir alır. İçtihat edip de yanılırsa bir ecir alır.”
Ehliyetli müctehidin içtihat hakkı; usulüne uygun içtihatta hata edenin günahkar olmayıp niyetine göre ecir alması.
Ben Güzel Ahlakı Tamamlamak İçin Gönderildim
إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ صَالِحَ الأَخْلاَقِ
“Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için peygamber olarak gönderildim.”
Şeriatın nihai makāsıdından birinin kemâl-i ahlakı ve fazileti yeryüzünde ikame etmek olması.
Müslüman Elinden ve Dilinden Emin Olunandır
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
“Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden selamette olduğu kimsedir.”
Kul hakkının dokunulmazlığı; başkasına fiili tecavüz veya sözlü gıybetle zarar vermenin haramlığı.
Hayra Vesile Olan Hayrı Yapan Gibidir
مَنْ دَلَّ عَلَى خَيْرٍ فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ فَاعِلِهِ
“Bir hayra delalet eden ve yol gösteren kimse, o hayrı bizzat işlemiş gibi ecir alır.”
İlmi neşretmenin, dine davetin ve hayır müesseselerine rehberlik etmenin fıkhî fazileti.
Haya İmandandır
الْحَيَاءُ مِنَ الإِيمَانِ
“Haya (utanma duygusu ve edep) imandandır.”
Tesettür, mahremiyet ve ahlaki sınırların korunmasının şer'î farz ve imanın bir şubesi olması.
Müminler Bir Bedenin Uzuvları Gibidir
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى
“Müminler birbirlerini sevmede ve merhamette bir ceset gibidir. Bir uzuv rahatsızlansa bütün beden uykusuzluk ve humma ile ona ortak olur.”
Ümmetin vahdeti; mazlum müminlere yardım etmenin ve dayanışmanın farz-ı kifaye olması.
Öfkelenme! (Gazaba Hakim Olmak)
لاَ تَغْضَبْ، فَرَدَّدَ مِرَارًا، قَالَ: لاَ تَغْضَبْ
“Bana bir nasihatte bulun diyen adama: 'Öfkelenme!' buyurdu. Adam birkaç defa tekrarladı; Resûlullah yine 'Öfkelenme!' dedi.”
Öfke anında verilen talak ve yeminlerin fıkhî durumu; aklı selim ile hareket etmenin farzlığı.
Zühdün Hakikati: Dünyaya Meyletmeme
ازْهَدْ فِي الدُّنْيَا يُحِبَّكَ اللَّهُ، وَازْهَدْ فِيمَا فِي أَيْدِي النَّاسِ يُحِبَّكَ النَّاسُ
“Dünyaya (harama ve geçici hevalara) karşı zâhid ol ki Allah seni sevsin; insanların elindekine göz dikme ki insanlar seni sevsin.”
Kanaat ve iffet; haram kazanç ve tamahkarlığın terk edilmesinin zühd fıkhındaki yeri.
Güzel Söz ve Tatlı Dil Sadakadır
وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ
“Güzel ve tatlı söz sadakadır.”
Müminlerle muamelede nezaket ve edep; incitici kelamın günah sayılması.
Kibir Cennetin Engellerindendir
لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ. الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ وَغَمْطُ النَّاسِ
“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez. Kibir; hakkı inkar etmek ve insanları hor görmektir.”
Hakkı reddetmenin ve teكبرün haramlığı; tevazunun farz bir ahlaki meziyet olması.
Hayırlı İnsan İnsanlara En Çok Faydalı Olandır
خَيْرُ النَّاسِ أَنْفَعُهُمْ لِلنَّاسِ
“İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olanıdır.”
Şeriatın nihai gayesi (Makāsıdü'ş-Şerîa): Topluma fayda temin etmek, zararları defetmek ve adaletle muamele etmektir.
Kütüb-i Sitte ve İsnad İlimleri
100 Ahkâm Hadisi külliyatı; Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce başta olmak üzere Ehl-i Sünnet hadis otoritelerinin sahih rivayetleri esas alınarak hazırlanmıştır.